YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21346
KARAR NO : 2016/3703
KARAR TARİHİ : 02.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin tespiti
… ile … aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu … İlçesi Gürecülü Mahallesi … ada-… nolu parselde bulunan muhdesatın birinci katının (zemin üzeri) tamamen vekil eden tarafından yaptırıldığını ve söz konusu muhdesatın müvekkile aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının eşi ve müvekkilinin babasının göndermiş olduğu paralar ile mevcut binanın yapıldığını, müvekkilinin taşınmazın üzerinde mevcut bina varken devraldığını, bu nedenlerle açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatlann taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
./.
Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere, tanık beyanlarına göre zemin üzeri birinci katın davacı tarafından yaptırıldığı sabit olmuştur. Mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın aidiyetine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hükmün 1’inci fıkrasının HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Tüm bu açıklamalar nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca yerel mahkeme hükmünün l’inci fıkrasındaki “olduğu ve davacıya ait” bölümünün hükümden çıkartılarak, yerine “davacı tarafından yaptırılmış olduğunun tespitine” kelimelerinin yazılarak, hüküm fıkrasının bu şekilde düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 430,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.