YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1227
KARAR NO : 2016/3337
KARAR TARİHİ : 25.02.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
… ile … ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair … 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki oda, salon, mutfak, holden oluşan daire ve dava dilekçesinde sayı ve niteliklerini belirttiği ağaçların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalılar …, …, … 09.10.2013 tarihinde yapılan keşifteki beyanlarında, dava konusu bina ve ağaçların davacı tarafından meydana getirildiğini açıklamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile … tarihli rapora ekli krokide gösterilen iki oda salon, mutfak, antre, hol ve wc’den ibaret bina ile, 10-15 yaşlarında 50 adet zeytin, 20-25 yaşlarında 2 adet zeytin, 1 adet ceviz, 1 adet incir, 1 adet çam, 3 adet dut, 3 adet narenciye ağaçlarının davacıya aidiyetinin (ait olduğunun) tespitine, 2.108,77 TL harç, 1.965,35 TL yargılama gideri ve 4.780,30 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
l-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında işin esası yönünden bir isabetsizlik bulunmadığından aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve işin esasına yönelik davalı … vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3
-//-
sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bağşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır(TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. |
Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere, tanık beyanlarına göre dava konusu bina ve ağaçtan oluşan muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiği sabit olmuştur. Mahkemece muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın aidiyetine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Bundan ayrı; dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu … parsel sayılı taşınmaz davacı ve davalılar adına elbirliği mülkiyet şeklinde kayıtlıdır. Davanın değeri ise muhdesatın davalıların paylarına isabet eden değeridir (zemin bedeli hariç). Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcı ile aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nun 326/2. maddesi uyarıca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden her bir davalının tapu payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken; bunların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalı … vekilin temyiz itirazları bu yönden yerinde olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmekteyse de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün aşağıdaki şekilde hükmün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (HUMK. m. 438/7).
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hükmün 1. fıkrasının “….davacıya aidiyetinin (ait olduğunun) tespitine…” sözlerinin çıkarılmasına, yerine “…davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine..” sözlerinin yazılmasına; 2. , 3. ve 4. fıkralarındaki ” davalılardan müştereken ve müteselsilen ” kelimesinin hükümden çıkartılarak yerine “davalıların tapu kaydındaki payları oranında” tümcesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca ONANMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple reddine, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine ve 696,00 TL peşin harcın istek halinde temyizedene iadesine, 25.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.