YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13439
KARAR NO : 2015/23905
KARAR TARİHİ : 16.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1 – ”Resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan hükümde; suça konu belge aslının ele geçirilememesi, katılan …’in de sürücü belgesini hiç kaybetmediğini savunması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; katılan …’in duruşmaya çağrılması, suça konu sürücü belgesi fotokopisindeki fotoğrafın sanığa mı katılana mı ait olduğunun ve katılanın kullandığı sürücü belgesinin suça konu sürücü belgesi fotokopisiyle özdeş olup olmadığının tespit edilmesi, katılanın kullandığı ve hiç kaybetmediğini ifade ettiği sürücü belgesinin ve suça konu sürücü belgesinin verildiği Emniyet Müdürlüklerine müzekkere yazılarak hangi sürücü belgesinin sahte olduğunun sorulması, ve toplanan deliller bütün halinde değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı,
2 – ”İftira” suçundan kurulan hükümde; 5237 sayılı TCK’nun 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için sanığın öncelikle bir suç işleyip kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, somut olayda ise, sanığın trafik ışıklarına riayetsizlik nedeniyle sürücü belgesi kullanılan … adına trafik para cezası tutanakları düzenlenmesine sebebiyet vermek suretiyle yalan beyanda bulunduğu, sanığın, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, sürücü belgesi bilgilerini kullandığı …’i ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği cihetle, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 206. maddesinde düzenlenen “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde hataya düşülerek, yazılı şekilde hüküm tesisi yasa aykırı,
3 – Kabule göre de; hükümden önce Anayasa Mahkemesi’nin 17/03/2012 tarih ve 28236 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve hükümden sonra 17.03.2013 tarihinde yürürlüğe giren 17/11/2011 tarih ve 2010/115 Esas ve 2011/154 sayılı kararı ile sanık hakkında uygulanan TCK’nun 267/7. maddesinin iptaline karar verildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.