YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4305
KARAR NO : 2015/2874
KARAR TARİHİ : 03.03.2015
MAHKEMESİ : … FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/12/2013 tarih ve 2013/64-2013/145 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/02/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. …, davalılardan …. vekili Av. … ile diğer davalı …. vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan …’nin hakim ortaklarının kardeş oldukları ve uzun yıllar birlikte çalıştıktan sonra 2003 yılında ürettikleri ürünlere göre fabrikaları ve işletmelerini ayırarak aralarında şirketlerin iştigal konularını belirleyerek hangi ürünü üretip üretmeyeceklerini 21.07.2003 günlü sözleşme ile kararlaştırdıklarını, buna göre müvekkilinin polistiren köpük ürünleri, davalı …’nin polietilen film ve polistiren rijit kap üreteceğini, sözleşmeye göre taraflar hiçbir şekilde sözleşme süresi içinde diğerinin ürün üretim konusuna el atamayacağını, o ürünlerden üretemeyeceğini kabul edip sözleşmeye aykırı davranan karşı şirkete 1.000.000 USD ceza-i şart ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin bu sözleşmeye uyduğunu ancak davalı …’nin uymadığını, kanuna karşı hile yolunu seçip hakim ortak …’in uzun yıllar yanında çalışan işçisi durumundaki … ve … isimli kişilere …’nin 2005 yılı Ağustos ayında kurdurup fabrikasının içinde bir alanı ve makineleri gülünç denecek bir rakam karşılığı kiralamış göstererek polistiren köpük üretmeye başladığını, bu eylemlerinin …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/43 D.iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, ayrıca, davalı …’nin diğer davalının ürettiği bu ürünleri satın almış gibi gösterip müvekkilinin müşterileri ile temasa geçerek satış yaptığını, bu olaylar nedeni ile davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturduğunu, davacının şirketleri ayırırken şirketler arasında rekabetten kaçınma sözleşmesi imzalandığı için davalı …’nin … unvanını kullanmasında bir sakınca görmediğini, ancak davalıların bu eylemleri nedeni ile marka hakkına da tecavüz edildiğini ileri sürerek davalıların TTK’nın 56-57 ve 58. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini ve men’ine, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000 USD ceza-i şart , 10.000 YTL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davalı …’nin … unvanını kullanmasından men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …. vekili, taraflar arasında imzalanan 21.07.2003 günlü sözleşmenin şirketlerce kendi tüzel kişiliklerini koruyarak bir amacın gerçekleştirilmesi için yapıldığını, bu eylemin Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3. maddesinde yer alan teşebbüs birliğine vücut verdiğini, çünkü sözleşmeye imza atan şirketlerin sahiplerinin kardeş olduklarını, hangi ürünü üretip üretmeyeceklerini tespit ve taahhüt ettiklerini, bu anlaşmanın rekabeti sınırlayıcı anlaşma olduğunu, Rekabetin Korunması Hakkındaki Yasa’nın 4. maddesine açıkça aykırı olduğunu, çünkü belli mal ve hizmetlerin değişik firmalarca üretilmesini engeller nitelikte olduğu için tüketicinin tamamen aleyhine ve zararına bulunduğunu ve aynı yasanın 56. maddesine göre geçersiz olduğunu, kaldı ki davacının talepleri açısından zaman aşımı süresinin dolduğunu, zira davalı şirketin 27.12.1995 tarihinde kurulduğunu, kurucuları arasında davacı şirketin ortaklarının da bulunduğunu, 12 yıldır … unvanı ile faaliyet gösterdiğini, sözleşmede diğer davalıdan ürün satın almalarının yasaklanmadığını, bu eylemin ticari hayatın içinde olan olağan bir ilişki olduğunu, makinelerin ellerinde sözleşme imzalandıktan sonra atıl olarak kaldığını, doğal olarak yapamayacağı üretime ilişkin makinelerin ve yerin bu şekilde bekletilmesi nedeni ile daha fazla zarara uğratmaması için diğer davalı şirket ile kira sözleşmesi yapıldığını, diğer davalı şirketin kurucusu ve ortaklarının ayrı kişiler olduğunu, davacı şirketin egemen ortakları ile müvekkili şirketin ortağı …’in anne bir baba ayrı kardeş olduklarını ve uzun yıllar … şirketleri adı ile grup şirketler olarak faaliyette bulunduklarını, ayrılmış oldukları 2003 yılına kadar gerek davacı gerekse müvekkili davalı gerekse de dava dışı …’nin bir bütün olarak ve aynı ortaklarla çalıştıklarını, tescilli tescilsiz her türlü fikri, sınai, ticari hak ve kazanımların kül olarak sahibi olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı …. vekili, diğer davalı ile davacı arasında yapılan sözleşmenin tarafı olmadıklarını ve diğer şirketler ile hiçbir bağlantılarının olmadığını, makineleri ve fabrika binasının bir bölümünü diğer davalıdan kiraladıklarını ve bu alanda polistiren köpük ürünlerini ürettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmelerin geçersiz olduğu, bu nedenle davalıların üretim ve satış eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalı …. firmasının … ibareli markası bulunmadığı, davalının faturalar üzerindeki markasal kullanımının davacının … ibareli markası ile iltibasa neden olacağı, davalı …. firmasının ise diğer davalının fabrika sahasını ve makinelerini kiralayarak ve üretimde bulunarak …’nin eylemine doğrudan yardımcı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline, cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabet ve markaya tecavüzün tespiti, cezai şarttan kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesine göre belli faaliyet alanlarında üretim yapılmamasına ilişkin olarak yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle, davacının cezai şarta yönelik maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtildikten sonra, bunlara örnek olarak mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü hususları belirtilmiştir. Somut olayda ise, ortakları kardeş olan firmalar arasında 21.07.2003 tarihli sözleşme imzalanarak, davacı şirketin polistiren köpük ürünleri, davalı …. firmasının ise polietilen film ve polistiren rijit kap üretimini yapacağı, tarafların 5 yıl boyunca birbirlerin ürünlerini üretmeyecekleri, aksi halde cezai şart bedeli ödeyecekleri düzenlenmiş olup, bu sözleşmenin amacının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklandığı şekilde piyasada tekelleşmeyi sağlamak için yapılmadığı, ortakları kardeş olan firmaların ayrılarak, her birinin belli bir alanda üretim yapmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece davaya konu olayda 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin uygulanma yerinin bulunmadığı nazara alınarak, 818 sayılı BK’nın 96/2, 6762 sayılı TTK’nın 56 ve devamı maddeleri uyarınca sözleşme hükümleri tartışılıp davalıların üretime yönelik faaliyetlerinin haksız eylem niteliğinde olup olmadığı belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Davalıların temyiz istemine gelince, mahkemece marka hakkına tecavüz eylemine dayanak yapılan faturalarda, davalı …. firmasının kullanımı taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen polistiren köpük ürünlerine ilişkin olmayıp, davacıya ait 1999/211299 sayılı … ibareli markasının kapsadığı “meyva ve yumurta viyolleri” emtiasına ilişkindir. Bu bakımdan, davalı firmanın faturalardaki ticaret unvanı kullanımının tescilden farklı olması ve … ibaresini baskın unsur olarak kullanması nedeniyle eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğuna yönelik mahkeme görüşü isabetli ise de, davalı tarafça söz konusu ibarenin markaya konu emtialar üzerinde 1996 yılından beri kullanılmak suretiyle fatura düzenlendiği savunulmuştur. Bu durumda, davalının anılan savunması üzerinde durularak davacı markasının bahsi geçen ürünler bakımından yukarıda yazılı olduğu şekilde kullanıldığının belirlenmesi halinde, aradan geçen uzunca süre boyunca sessiz kalındıktan sonra işbu davanın açılmasının TMK’nın 2. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece resen dikkate alınması gereken bu husus tartışılmaksızın marka hakkına tecavüz nedeniyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınıp yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.