Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/15717 E. 2015/2970 K. 05.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15717
KARAR NO : 2015/2970
KARAR TARİHİ : 05.03.2015

FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davad … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/11/2013 tarih ve 2012/112-2013/242 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı adına usulünce tescilli ve tanınmış, TPE nezdinde, 05-29-30-31-32-33 ve 35. sınıflarda tescilli, hazır ve işlenmiş gıda, konserve ve baharatlar sektörüne ilişkin “…” ibareli markalarının bulunduğunu, davalı adına TPE nezdinde 2009/55736 nolu 30 ve 32. sınıflarda aynı emtia sınıflarında tescilli “…” ibareli markasının kötü niyetli olarak ve müvekkil markasının sadece bir harfi değiştirilerek müvekkil tanınmış markası ile benzer ve tüketici nezdinde iltibasa yol açacak nitelikte olduğunu, müvekkilin markasal haklarını ihlal ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, tecavüzün ve haksız rekabetin ve iltibasın tespitini, davalı adına tescilli 2009/55736 sayılı “SIRA” ibareli markasının emtialarıyla birlikte hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı müvekkilinin davacı markasıyla tamamen farklı markalar olduğunu, harf olarak benzer olmasının benzerlik için yeterli neden olmadığını, zira kelime anlamı bakımından tamamen farklı olduklarını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, şekil olarak da tamamen farklı dizayn edildiğini, müvekkilinin “…” markasını 01 ve 30. sınıflarında 2002/09852 sayılı 29/04/2002 tarihinde tescil ettirdiğini, daha sonra 21/10/2009 tarihinde “Sıra” olarak tescil ettirdiğini, bu durumun kötü niyet iddialarını çürüttüğünü, davacının kendi markasının tanınmış marka olduğu iddiasına yönelik bir delil sunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamından, davacının tescilli markalarındaki esaslı unsur niteliğindeki Sera ibaresinin kelime anlamı meyve ve sebzelerin yetiştirildiği üzeri cam veya naylonla kaplı yer, hükümsüzlüğü istenilen davalı markasının ibaresindeki
sıra kelimesinin ise yan yana, ard arda olan şey ya da kimselerin tümü, dizi, belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu, tahtadan oturak anlamına geldiği, markaların esaslı unsur niteliğindeki ibareleri arasında anlam olarak benzerlik veya bir yakınlık bulunmadığı, markalar sadece üç harf yönünden benzerlik arzetmekte ise de, söylendiği sırada oluşan fonetik etkinin de birbirlerinden farklı olduğu, yazılış itibariyle de markalar arasında benzerlik bulunmadığı, davacı markası … ibaresini çevreleyen şekiller ve bir çoğu kırmızı renkli görsellerden, davalı markası ise yeşil renkli ve küçük harflerle yazılmış normal formattaki harflerden oluşturulduğu, yine markaların ortak emtialar yönünden tescil söz konusu ise de, her iki markayı taşıyan ürünlerin market ve benzeri yerlerde, reyonlarda sıralanmış olması halinde gerek markanın kullanılışı, gerekse görsellik ve telaffuz yönünden bu emtia gruplarını kullanan orta düzeyde tüketici olarak adlandırılan genellikle yetişkin denecek yaştaki tüketici grubunun davacının markaları ile davalı markasını karıştırmayacağı, yabancılar açısından telaffuz benzerliğinin ise Türkiye’de tescilli ve Türk markalarının iltibas değerlendirmesinde baz alınamıyacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.