YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5178
KARAR NO : 2015/2883
KARAR TARİHİ : 03.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2013 tarih ve 2012/223-2013/268 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/03/2015 günü hazır bulunan davacı … vekili Av. … ile davalı … vekilleri Av…. ile Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 30.06.2011 tarihinde danışmanlık hizmet sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin sona ermesine ilişkin 5. maddesine göre davalının iştirakleri olan dava dışı 4 şirket ile müvekkili arasındaki iş akdinin sona ereceği ana kadar danışmanlık sözleşmesinin devam edeceğinin düzenlendiğini, davalı şirket adına Av. … tarafından 17.08.2012 tarihli ihbarname ile davalının iştiraki olan 4 şirket tarafından müvekkilinin iş akdinin sona erdirilmesi nedeniyle müvekkili ile davalı arasındaki danışmanlık sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğini, ihbarnameyi gönderen avukatın vekaletinin bulunmadığını, buna göre fesih bildiriminin yok hükmünde olduğunu, ayrıca davalının iştirakleri tarafından iş akdinin feshinin iptali için müvekkili tarafından iş mahkemesinde dava açıldığını, bu nedenle iş akdinin feshedildiğinin kesinleşmediğini ileri sürerek, taraflar arasında yapılan danışmanlık hizmet sözleşmesinin devam etmekte olduğunun ve fesih bildiriminin geçersiz olduğunun tesbitini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile yapılan danışmanlık sözleşmesinin usulüne uygun olarak feshedildiğini, davacının tesbit davası açmada hukuki yararının bulunmadığını varsa sözleşmeye dayalı olarak tazminat veya alacak davası açabileceğini, müvekkilinin iştirakleri tarafından davacının iş performansının yeterli olmaması nedeniyle iş akdinin feshedildiğini, buna göre müvekkili ile arasında düzenlenen danışmanlık hizmet sözleşmesinin de bu nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin genel müdürü olarak görevlendirildiği ve TTK’nın 375. maddesi hükmüne göre genel müdürün ancak yönetim kurulu kararı ile görevden alınabileceği, davalı tarafından böyle bir kararın ibraz edilemediği, ayrıca fesih ihbarını yazan avukatın fesih ihbar tarihi itibariyle vekalet süresinin dolduğu, bu nedenle yetkisiz olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 30.06.2011 danışmanlık sözleşmesinin geçersizliğine yönelik fesih bildiriminin geçersiz olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında düzenlenen danışmanlık sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesinin yok hükmünde olduğunun ve sözleşmenin devam ettiğinin tesbiti istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 30.06.2011 tarihinde imzalanan yönetim hizmetleri danışmanlık sözleşmesine göre davacının davalı şirketin iştirakleri olan 4 ayrı şirkette genel müdür olarak görev yapacağı, bunun karşılığında davalıdan yıllık 200.000 USD ücret alacağı, bu şirketler tarafından davacının genel müdürlük görevine son verilmesi halinde danışmanlık sözleşmesinin de davalı şirket tarafından feshedileceği kararlaştırılmış olup, davacının genel müdür olarak görev yaptığı dava dışı 4 şirket tarafından genel müdürlük görevine 17.08.2012 tarihinde son verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin feshinin yok hükmünde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davacının davalı şirketin genel müdürü olduğu ve genel müdürün görevden alınmasının ancak yönetim kurulu kararı ile mümkün olduğu, buna ilişkin alınmış bir kararın mevcut olmadığı, bununla birlikte feshi ihbarda bulunan avukatın da vekalet süresinin dolması nedeniyle feshi ihbarın geçersiz olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı davalı şirkette değil, davalı şirketin iştiraklerinde genel müdür olarak görev yapacak olup, bu iştirakler tarafından genel müdürlük görevine son verilmesi halinde davalı tarafından 30.06.2011 tarihli danışmanlık sözleşmesinin feshedilebileceği kararlaştırıldığına göre, davalının 4 iştiraki tarafından davacının genel müdürlük görevine son verilmesi karşısında davalı tarafından sözleşmedeki hükümlere uygun olarak danışmanlık hizmet sözleşmesinin feshinde sözleşmeye bir aykırılık yoktur.
Bununlar birlikte, mahkemece, her ne kadar danışmanlık sözleşmesinin feshi ihbarında bulunan Avukat …’in 17.08.2012 tarihi itibariyle vekalet görevinin sona ermiş olmasının da feshi ihbarı geçersiz kıldığı kabul edilmiş ise de, davalı şirket yöneticileri tarafından davacıya gönderilen 11.09.2012 tarihli feshi ihbarda Avukat … tarafından gönderilen feshi ihbara icazet verildiği anlaşılmakta olup, buna göre de davacının danışmanlık hizmet sözleşmesinin feshinin yok hükmünde olduğunun kabulü doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer, davacı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer, davacı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.