Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5265 E. 2015/2885 K. 03.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5265
KARAR NO : 2015/2885
KARAR TARİHİ : 03.03.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/10/2013 tarih ve 2008/408-2013/523 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/03/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin Antakya Bölgesi acentesi olduğunu, davalı tarafından acentelik sözleşmesinin herhangi bir gerekçe ileri sürülmeksizin sözleşmenin bitim tarihinden 10 ay önce haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle müvekkilinin kazanç kaybı zararının olduğunu ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak 93.646,00 TL kazanç kaybı ve 110.000,00 TL portföy tazminatının temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazı ile birlikte, davacının dava dışı şirket adına işler yaptığını, sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 93.646,00 TL kazanç kaybı zararının temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararlarının iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delileri, bu delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalar ile bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yani mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını içermesi gerekir. Aynı şekilde, Anayasanın 141/3. maddesi hükmü de, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay denetimi de ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Yerel mahkeme kararında ise sadece tarafların iddia ve savunmaları belirtilmiş ve görüşüne başvurulan bilirkişi raporu özetlenerek başkaca hiçbir gerekçe gösterilmemiştir. Kaldı ki, bilirkişi raporunda da davalının sözleşmeyi feshetmesinde her hangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, buna göre davacının davalıdan kar kaybı ve portföy tazminatı isteyemeyeceği, ancak mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının talep edebileceği kar kaybı zararının 93.646,31 TL olduğu belirtildiği halde mahkemece, bilirkişi raporundaki belirlemenin aksine olarak davayı kısmen kabule götüren gerekçenin ne olduğu açıklanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınıp yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 03/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.