YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2585
KARAR NO : 2015/6603
KARAR TARİHİ : 19.03.2015
İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 25/09/2014 tarih, 2014/18875-22552 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu aleyhinde başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takip sırasında alacaklının iflas etmesinin ardından … İcra ve İflas Müdürlüğü’nün 2010/6 iflas dosyasında alınan iflas idaresi kararı gereğince borçlu şirkete dosya kapak hesabı çıkartılarak müflis şirketin alacaklı olduğu toplam 153.066,32 TL’nin belirtilen hesap numarasına yatırılmasının bildirildiği, borçlunun ihtirazi kayıtla borcu ödemesi üzerine, hesaplanan faiz oranının değişen oranlarda avans faizi olması gerektiği yönünde şikayette bulunarak icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilerek, faiz oranına ilişkin şikayetin reddedildiği, kararın Dairemizce, borçlu tarafından iflas müdürlüğüne yapılan ödemenin harici ödeme olacağından bahisle ret kararının sonucu doğru olduğu gerekçesi ile onandığı görülmektedir.
Takip talebinde istenen faiz oranının cinsinin belirtilmesi ya da istenen faiz oranının o tarihte uygulanan yasal veya ticari faiz oranlarından birine denk gelmesi durumunda o cins faiz oranının istendiğinin kabulü gerekeceğinden ödeme emrine yasal sürede itiraz edilmemiş olsa bile faizin istenen faiz türüne göre ve değişen oranlarda hesaplanması gerekir. Ancak, takipte talep edilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşen işleyecek faizin türünün gösterilmemesi ve oranının yasal ya da ticari faiz oranlarından birine denk gelmemesi halinde aynı sonuca varılamaz. Bu durumda, itiraz edilmeyerek kesinleşen oran üzerinden faizin hesaplanması gerekir.
Somut olayda, alacaklı şirket, iflas etmeden önce 21.09.2004 tarihinde başlatmış olduğu fatura alacağına dayalı genel haciz yolu ile ilamsız takipte, takip talebinde % 48 oranında faiz talep ederek faiz türünü belirtmemiştir. Borçlu şirketin borca itirazı üzerine Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesince itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilerek takibin kesinleştirildiği görülmüştür. Takibin kesinleşmesinin ardından alacaklı iflas etmiş olup, İİK’nun 184. maddesi gereğince iflasın açılması ile müflis alacaklının haczedilebilen bütün mal, alacak ve hakları kendiliğinden iflas masasını teşkil etmiştir. (İİK md. 184/I). Buna göre de alacaklının yerine iflas idaresi takiplere devam etmiş ve iflas dosyasında İcra-İflas Müdürlüğünce dosya kapak hesabı çıkarılarak 20.09.2013 tarihli yazı ile sabit %48 faiz uygulanmak sureti ile hesaplanan toplam alacağın Adana 1. İcra ve İflas
Müdürlüğü’ne ait banka hesabına yatırılması istenmiştir. İcra-İflas Müdürlüğü resmi bir organ olup, borçluya çıkartılan bildirimde iflas müdürlüğünün banka hesap numarasının bildirildiği, borçlunun bu bildirim üzerine bu banka hesabına yapılan ödeme harici ödeme olarak kabul edilemez. Kaldı ki borçlu tarafından, belirtilen hesaba yapılan ödeme miktarı konusunda da taraflar arasında ihtilaf bulunmadığından takibin kesinleşme sonucunda hesaplanan bakiye borç hesabına ilişkin şikayetin incelenmesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır.
3095 Sayılı Yasanın 2/2. maddesine göre; “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur.”
Alacaklının 21.10.2004 tarihli takip talebinde yürütülmesi istenen işleyecek %48 faiz oranının, avans faiz oranına denk geldiği, bu durumda talep edilen faiz oranı, belirtilen faiz oranlarına uygun olduğundan, alacaklının da; takipten sonrası için, avans faiz oranının uygulanmasını istediği sonucuna varılabilir. Dolayısıyla, takip tarihinden sonraki dönem için işlemiş faizin belirlenmesinde değişen oranlarda avans faiz oranlarına göre hesaplama yapılması gereklidir. Borçlu da şikayetinde, takipten sonraki dönemde değişen oranlarda avans faizi uygulanmasını talep etmiştir.
O halde, alacaklının takip talebinde avans faizi istediği kabul edilerek takipte işleyecek faiz oranının değişen oranlarda avans faizi olarak esas alınması ve HMK. nun 266/1. maddesi koşullarında, konusunda uzman ehil bir bilirkişiye dosya tevdii olunarak, Yargıtay denetimine elverişli şekilde rapor alınmak suretiyle, İİK’nun 17. maddesi gereğince şikayetin kabulüne karar verilmesi gerektiği yönünde mahkeme kararının bozulması gerekirken Dairemizce faiz oranına ilişkin ret kararının sonucu doğru olarak kabul edilmesi isabetsiz olup, borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 25.09.2014 tarih ve 2014/18875-22552 sayılı onama ilâmının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 19/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.