YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/31052
KARAR NO : 2015/6498
KARAR TARİHİ : 19.03.2015
İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu muris … .. hakkında 27.04.2001 tarihinde bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinin kesinleşmesinden sonra oluşan zamanaşımı nedeniyle borçlunun mirasçıları tarafından TTK.nun 662, 726, 730 ve İİK.nun 71 ve 33-a maddeleri uyarınca icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına karar verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 143. maddesi uyarınca düzenlenen kesin aciz vesikası zamanaşımını keser ve aynı maddenin 6. fıkrası uyarınca aciz vesikasına bağlanan borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Somut olayda, icra müdürlüğünce 08.01.2003 tarihinde İİK.nun 143. maddesine dayalı olarak kesin aciz vesikası düzenlendiği görülmüştür. Aciz vesikasının icra müdürlüğünce İİK.nun 143.maddesine göre düzenlediğinin belirtilmesi karşısında, bu madde uyarınca verilmiş kesin aciz vesikası olduğunun kabulü zorunludur. Taraflardan her hangi birinin şikayeti sonucu icra mahkemesince iptal edilmediği sürece de geçerliliğini koruyacaktır.
Bu durumda kesin aciz vesikasının düzenlendiği tarihe kadar TTK.nun 726. maddesinde öngörülen 3 yıllık zaman aşımı süresi geçmediği ve aciz vesikasının düzenlendiği tarihten şikayet tarihine kadar da İİK.nun 143/6. maddesinde düzenlenen 20 yıllık sürenin dolmadığı görülmektedir.
Öte yandan TTK.nun 662.maddesinde zamanaşımını kesen sebepler sayılırken dava açılmasının da zamanaşımını keseceği belirtilmiştir. Maddede yalnızca mücerret dava açılmasından söz edilmesine, bu davanın kimin tarafından açılması gerektiğine ilişkin madde metninde bir açıklık bulunmamasına, esasen borçlu tarafından açılan davada alacaklı durumunda bulunan davalının iddiasını def’i yolu ile de ileri sürmesinin mümkün bulunmasına göre, borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da zamanaşımını kestiğinin kabulü gerekir. Nitekim Yargıtay hukuk Genel Kurulunun 22.4.1994 tarih, 1981/10-11-716 Esas, 1994/141 karar ve yine 20.11.1996 gün ve 1996/12-654 Esas, 1996/805 karar sayılı kararlarında da aynı ilke kabul edilmiştir.
Somut olayda borçlu muris … … tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/197 E. sayılı dosyasında menfi tespit davasının 18.06.2002 tarihinde açılıp, 04.10.2013 tarihinde karara çıktığı ve dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, bu davada davalının alacaklı olduğunu defi olarak ileri sürdüğünün anlaşılmasına göre, açılan bu menfi tespit davası zamanaşımını keser.
O halde mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.