YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22776
KARAR NO : 2015/136
KARAR TARİHİ : 12.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, ticaret yapmak istediği ancak yeterli sermayesi olmadığından göstermelik bir dükkân kiraladığı, güven kazanmak için mağdura dükkânı gösterdiği, ayrıca müşterilerden aldığını söylediği kendisinin düzenlediği sahte senetleri katılana verdiği ve karşılığında aldığı malları spot piyasada satarak paraya çevirdiği olayda, yerel mahkemenin 08/10/2007 tarih 2007/235 E. 2007/255 K. sayılı kararıyla sanığın mağdura yönelik eylemi nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği, Dairemizin 28/01/2013 tarih ve 2011/18244 esas, 2013/1354 sayılı kararıyla sanığın ticari mahiyetteki işinin serbest meslek faaliyeti kapsamında olmadığı eylemin TCK’nın 157. maddesine uyan basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda”
ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair delil bulunmaması ve aynı anda katılana teslim edilmesi karşısında, zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığa verilen cezanın TCK’nın 43.maddesi gereğince artırılması suretiyle fazla ceza tayini gerekçeleriyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkûmiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükümde sanığın TCK’nın 53. maddesine göre belirli haklardan yoksun bırakılması hususunun hükümde gösterilmemesi infaz aşamasında gözetilmesi mümkün olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozmadan sonra yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.