Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6794 E. 2015/25 K. 12.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6794
KARAR NO : 2015/25
KARAR TARİHİ : 12.01.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, arkadaşı olan tanık … aracılığı ile sanık….’la tanıştığı, sanık …’ın, akrabalarının gömü bulduklarını, bu kişilerin saf olmaları nedeniyle altınları elden çıkaramadıklarını söylediği, bunun üzerine katılanın yanına tanıklar … ve…’yı da alarak…. ilçesine giderek sanık … ile buluştukları, sanık …’ın yanında diğer sanığın da bulunduğu, sanık …’ın, yanına çağırdığı ve kimliği bilinmeyen iki kişiden içinde altın bulunan torbayı getirmesini istediği, torbanın içindeki sahte altınları katılana gösterdiği, numune olarak alınan altınların katılan tarafından kuyumcuya gösterildiğinde gerçek olduğunun öğrenildiği, bunun üzerine katılanın tanıklarla birlikte yeniden buluşma yerine gittiği, katılanın sanığa 30.000 TL para verdiği, sanığın, parayı aldıktan sonra, altınları alıp geleceğini söylediği, güven kazandırmak için yanına tanık ..ı da aldığı, tanığın aracın bagajına bindirildiği, sanık … ve yanındakilerinin tanık ..ı bagajda
bırakarak ortadan kayboldukları, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket etmek suretiyle katılana karşı hileli hareketler sergileyerek dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları, teşhis ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 Sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlü hakkında 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerinin kullanılmasına ilişkin yasaklama hükmü uygulanamayacağı hususunun gözetilmemesi, kabule göre de; TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesi gereğince mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilmesine kadar yoksun bırakılması ile ilgili bölümün çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, yargılama sırasında alınan ifadesinde, katılanı ve diğer sanığı tanımadığını, anlatılan olayların doğru olmadığını belirtmesi, katılana ve tanıklara soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendisini dolandıran diğer şahsın sanık … olup olmadığı hususunda herhangi bir canlı teşhis de yaptırılmamış olması karşısında, katılan ile sanığın mahkemede yüzleştirilerek dolandırıcılık yapan diğer kişinin sanık olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli olan ve bütün yönlerden çekilmiş yeni fotoğraflarının

temin edilerek katılan ve tanıkların kesin teşhisinin sağlanması, olayın başından sonuna kadar katılanın yanında bulunan tanık ..ın, buluşma yerinde, sanık …’ın da sanık …’ın yanında olduğunu belirttiği dikkate alınarak, katılan ve tanıkların yeniden ifadelerinin alınarak, sanık …’ın, olayın hangi aşamasında diğer sanıkla birlikte hareket ettiği, altınların alınıp paranın verilmesi sırasında adı geçen sanığın orda olup olmadığı, sanığın aracının kendileri veya sanık … tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise ne şekilde kullanıldığı, paranın alınmasından sonra araçla ordan ayrılan kişilerin arasında sanık …’ın bulunup bulunmadığı, bu şekilde sanığın, suça iştirakinin ne şekilde gerçekleştiği hususlarının sorulup karar yerinde tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.