YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14973
KARAR NO : 2015/83
KARAR TARİHİ : 12.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık ….’nin, katılan ….’nın oğlu olan tanık…’i telefonla arayıp satılık büyükbaş hayvanları olup olmadığını sorduğu, olumlu yanıt alması üzerine ertesi gün …ayvancılıkla uğraşan katılan…’dan 1 adet büyükbaş hayvanı 2.250 TL’ye almak için anlaştığı, sanık kendisini …. ismiyle tanıttığı ve Devlet Hastanesinde memur olduğunu söylediği, hayvanın parasını ayın 15’inde maaşını aldıktan sonra ödeyeceğini belirttiği, katılan Mustafa’nın memur olduğu düşüncesiyle sanığa güvenerek büyükbaş hayvanını teslim ettiği, ancak sanığın parasını ödemeden ortadan kaybolduğu, katılanın sanığı araştırdığında isminin …. olmadığını ve Devlet Hastanesinde çalışmadığını öğrendiği anlaşıldığından
dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
23.12.2010 tarihli celsede, sanığın katılana 1.200 TL ödeme yaptığını beyan etmesi karşısında, katılanın duruşmaya çağrılarak sanığın ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise kısmi ödemeye rızası olup olmadığı sorulduktan sonra sonucuna göre TCK’nın 168/1-4 maddeleri uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.