YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13594
KARAR NO : 2015/14439
KARAR TARİHİ : 30.09.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
İş yeri dokunulmazlığını bozma suçunda TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin yasal olarak uygulama olanağının bulunmadığı halde sanık … hakkında uygulanmış olması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık sanık …’un temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince:
27.03.2008 tarihli 2007/649 E, 2008/258 K sayılı ilamı ile Mahkemesince kurulan hükmün diğer sanık … tarafından temyizi üzerine yapılan inceleme sonucu, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.10.2013 tarihli ilâmı ile verilen bozma kararının temyiz talebi bulunmayan sanık …’a da teşmiline karar verildiği, Bozma kararına uygun olarak Mahkemesince kurulan hükmün sanık tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında daha önce temyiz talebi bulunmayan sanığın anılan karara ilişkin olarak temyiz hakkı bulunmadığından, sanık …’ın temyiz isteminin tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE, 30.09.2015 gününde “A” bendi yönünden oybirliği ile “B” bendi yönünden ise oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma hakkı, temel bir insanlık hakkı olarak İHAS 6. ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36. maddeleriyle 5271 sayılı CMK’nın çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır.
Kanunyoluna başvurma hakkı da, savunma hakkının en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır.
Ayrıca; 7 No.’lu Ek Protokolün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. maddesi uyarınca; kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyet hükmünü temyiz etme hakkına sahiptir.
5271 sayılı CMK’nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz kanunyoluna gidilebilir.
5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici (ya da 1412 sayılı CMUK’un 305/son maddesinde) maddesinde belirtilen istisnalar dışında, bütün nihai kararlar yâni hükümler temyiz kanunyolu denetimine tâbidir.
İstisna kapsamında kalan hükümler ise; kesindir.
Önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın 1412 sayılı CMUK’un 325. maddesi uyarınca sirayet sonrası ele alınan dava dosyasında aleyhine olarak verilen hükmü temyiz edemiyeceğine dair çoğunluk görüşü, İHAS’ın 6., 7 No.’lu Ek Protokol’ün 2. ve 5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici (ya da 1412 sayılı CMUK’un 305/son) maddelerinin âmir hükümleri ile “istisnaların genişletici yoruma tâbi tutulamaması” ilkesi uyarınca kabule şayân değildir.
Bu sebeple, 11.02.2014 tarihinde verilen 10 ay hapis cezasının temyizi kâbil olduğu düşüncesiyle, çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.