YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11876
KARAR NO : 2015/3002
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/11/2013 tarih ve 2003/90-2013/180 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı Banka vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ve davalılardan … vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin …. ile birleşen …’nin … Şubesi’nde 45.000 TL tutarında vadeli hesap açtırdığını, paranın 35.000 TL’lik bölümünü çektiğini, kalan paranın faizi ile birlikte çalışmaya devam ettiğini, bankada müvekkili ile davalı …’nın ilgilendiğini, daha sonra müvekkilinin bankada yatırım hesabı açtırmak istemesi üzerine görevli …’nın ayrı bir hesaba gerek olmadığını, havuz hesabından hisse senetleri alıp takip edeceğini belirttiğini ve müvekkilinin hisse senedi alma talimatı verdiğini, 18/08/2000 tarihinde müvekkilinin hesabından talimatı olmadan İsmail Karagül hesabına 14.600 TL aktarıldığını, aynı yılın Kasım Ayında yine aynı bankada 1.790 TL’lik vadeli hesap açtırdığını, daha sonra aynı hesaba 3-4.000 TL yatırdığını, böylelikle 6.500 TL parası olduğunu, görevli memurun bu paranın havuz hesabına aktarıldığını söylediğini, talebi üzerine kaşesiz … imzalı belgenin düzenlenerek müvekkiline verildiğini, daha sonra yine aynı memurun havuz hesabına aktarmayla ilgili boş belge imzalattığını, hisse senetlerinin akıbetini araştıran müvekkilinin sadece adına kayıtlı “Ayen-1 Lot” hissesinin bulunduğunu öğrendiğini, dolandırıldığını anlayan müvekkilinin banka memuru hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik müvekkilinin hesabında bulunan 19.600 TL’nin 14.600 TL’sinin işlemin yapıldığı 18/08/2000 ve 07/05/2001 tarihlerinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 05/02/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını 5.000 TL arttırarak 19.600 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava tarihi itibariyle davacının 14.600 TL asıl alacak ve 11.764 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 26.364 TL zararının oluştuğu, banka çalışanı davalı …’nın her ne kadar bankaya karşı zimmet eyleminde bulunmuş ise de 6098 sayılı BK’nın 116. maddesi (818 sayılı BK.’nın 100. maddesi) gereğince borçlunun borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğundan davacı zararından bankanın sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davalı Banka hakkındaki davanın kabulüne, 14.600 TL’nin 18/08/2000 tarihinden, 5.000 TL’nin ise 07/05/2001 tarihinden itibaren reeskont faizi oranını aşmamak üzere vadeli mevduata uygulanan faiz oranıyla birlikte davalı Bankadan tahsiline, davalı … hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının 5.000 TL’lik ıslah talebinin, 07.05.2001 havale tarihinden 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmeden 05.02.2009 tarihinde yapılmış bulunmasına, yine temyiz edenin sıfatına göre davalı …’nın da zarardan sorumlu bulunduğunun mümeyyiz davalı Banka vekilince temyiz itirazı olarak ileri sürülemeyecek olmasına göre, mümeyyiz davalı Banka vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, somut uyuşmazlıkta 4389 sayılı Kanun’un 14/5-c ve 5411 sayılı Kanun’un 140. maddeleri uyarınca, davalı Fon Bankası her türlü harçtan muaf olduğu halde, mahkemece anılan davalının harçtan sorumlu tutulması doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK.’nun 438/7. maddesi uyarınca, davalı Banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının, alınması gereken harçtan peşin alınan harcın mahsubu ile eksik harcın davalı Bankadan alınarak Hazineye irat kaydına ve davacı yanca yatırılan peşin harcın davalı Bankadan alınarak davacıya verilmesine dair 2. bendinin 6, 7, 8, 9 ve 10. satırlarında yer alan tüm ibarelerin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, çıkarılan bu ibareler yerine, “Davacı tarafından peşin yatırılan 264,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine” ibarelerinin eklenmesine, yerel mahkeme kararının HUMK.’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 05/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.