Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/4293 E. 2015/21778 K. 03.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4293
KARAR NO : 2015/21778
KARAR TARİHİ : 03.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, tehdit, hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.

Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Tehdit,bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanığın, … plakalı araç içerisinde arkadaşları bulunduğu halde seyir halinde bulunduğu sırada trafik ekibinin dur ihtarına uymayarak kaçmaya başladığı, trafik ekiplerinin aracı takip ettiği, dur ihtarına rağmen seyrine devam ettiği, sanığın kullandığı aracın takibi sırasında sanığın yol üzerinde tehlikeli şekilde sağ-sol yaparak seyir ettiği, kavşaklardan kontrolsüz geçiş yaptığı, dönüşlerde sinyal işareti kullanmadığı, dur anonslarına rağmen aracı durdurmadığı, bir süre sonra sanığın aracı kendiliğinden durdurduğu, sanığın araçtan indiği, sanığın müştekiler … ve … isimli polis memurlarının üzerine yürüyerek “siz kimsiniz, devlet kim, ben devlete güvenmiyorum, beni alamazsınız” diyerek bağırmaya başladığı, sanığın ekip otosuna bindirilmek istenildiği, ancak karşı koyarak müştekilere saldırarak fiili mukavemette bulunduğu, takviye ekip istenildiği, bu sırada sanığın olay yerinden kaçmaya çalıştığı, görevli polis memurlarınca tekrar yakalandığı, kelepçe takılmak suretiyle ekip otosuna bindirilmeye çalışıldığın sırada direnmeye yönelik eylemlerini sürdürerek ekip otosunun sol arka kapısının camına vurarak camı kırdığı, sanığın sonrasında ekip otosuna bindirildiği, müşteki polis memurları ile sanık ekip otosunun içerisinde bulundukları sırada sanığın müşteki polis memurlarına hitaben “ben size bunun hesabını soracağım, siz bana gaz sıktınız ben de size sıkacağım, o zaman görürsünüz” şeklinde sözler söylemek suretiyle tehdit ettiği, sanığın kimlik tespitinin yapılmasından sonra doktor raporu alınmak üzere … Devlet Hastanesi’ne götürüldüğü, sanığın hastanenin acil servisi önünde muayene için bekletildiği sırada etrafı rahatsız edecek şekilde hakaret içerikli sözler söylemek suretiyle bağırmalarını sürdürdüğü, sanığı muayene edecek olan Acil Servis bölümünde olay günü nöbetçi olan müşteki Dr. …’ın sanığı sakinleştirmek istemesi üzerine sanığın müştekiye hitaben “senin ananı avradını sinkaf ederim, seninle dışarda görüşeceğiz, kafanı kopartacağım sivilde karşıma çıkma” şeklinde sözler söylemek suretiyle hakaret ve tehditlerde bulunduğu, müşteki Dr. …’ın muayenesini tamamladıktan sonra sanığın polis memurlarına hitaben “beni siz bu hale getirdiniz, şu an burada bulunmayan polislerden biri de benim evimde karımın yanında sinkaf ediyor ben de sizin ananızı avradınızı sinkaf edeceğim, bunun yarını da var, bunun hesabını soracağım” diye bağırmaya devam ettiği, bu sırada “ben size yapacağımı biliyorum, 15 tane polisi vurmayan…’in anasını avradını sinkaf edeyim, bize inşallah size kurşun sıkmak nasip olur, …’ta uzmanın kızını vurdular, biz de bunumu yapalım” dediği, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçların sanık tarafından işlendiği anlaşılmakla hakkında verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 03.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.