Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2014/13544 E. 2015/93 K. 12.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13544
KARAR NO : 2015/93
KARAR TARİHİ : 12.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.

Sanıkların, açık kimlikleri tespit edilemeyen ve katılanın ismi ile 16.01.2000 tarihinde ölmüş olan… ismini kullanan kişilerle birlikte hareket ederek, katılana ait..de bulunan taşınmazları tapuda satış işlemi ile birbirlerine devrettikleri, sanıklardan … ve …’ın 73 ada 11 parsel numaralı 3151 metrekarelik ve 73 ada 13 parsel numaralı 750 metrekarelik taşınmazları gerçekte toplam 210.000,00 TL bedelle; 99 ada 11 parsel numaralı 9012 metrekarelik taşınmazı ise gerçekte 495.000,00 TL bedelle satın aldıkları ve tapuda 73 ada 11 parsel ve 99 ada 11 parsel numaralı taşınmazların sanık … adına, 73 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ise sanık … adına satış işleminin yapıldığı, daha sonra 73 ada 11 parsel sayılı ve 73 ada 13 parsel sayılı taşınmazların 270.000,00 TL bedelle sanık …’na, onun tarafından da 73 ada 11 parsel sayılı arsanın sanıklar … ve …’a 280.000,00 TL bedelle satıldığı; 99 ada 11 parsel numaralı taşınmazın ise 750.000,00 TL bedelle sanıklar … ve … tarafından satın alındığı; bu arada katılan tarafından yapılan suç duyurusundan sonra bu taşınmazlarla ilgili…. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne tapu iptali ve tescili davası açıldığı,…. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/476 Esas sırasına kayden görülen davanın yargılaması sırasında söz konusu taşınmazlarla ilgili yapılan keşifler sonucunda düzenlenen 25.04.2008 tarihli bilirkişi raporunda; suç tarihi itibari ile 73 ada 11 parsel numaralı 3151 metrekarelik taşınmazın değerinin 425.925,00 TL; 73 ada 13 parsel numaralı 750 metrekarelik taşınmazın üzerindeki bina ile birlikte değerinin 286.286,00 TL; 99 ada 11 parsel numaralı 9012 metrekarelik taşınmazın değerinin ise 1.216.746,90 olduğunun belirtildiği, bu taşınmazlarla ilgili alınan 12.10.2009 tarihli ikinci bilirkişi raporuna göre ise, suç tarihi itibari ile 73 ada 11 parsel numaralı 3151 metrekarelik taşınmazın değerinin 472.650,00 TL, 73 ada 13 parsel numaralı 750 metrekarelik taşınmazın üzerindeki bina ile birlikte değerinin 459.910,50 TL, 99 ada 11 parsel numaralı 9012 metrekarelik taşınmazın değerinin 1.351.941,00 olduğunun tespit edildiğinin iddia olunduğu somut olayda;
1-Sanıklardan …, …, …, …, … haklarında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından verilen beraat; … ve … hakkında ise sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili, sanık … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … haklarında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanıkların, katılana ait taşınmazları katılan … sahte kimliği ile satan kişiden tapudan devraldıktan kısa bir süre sonra elden çıkarmaları, katılanın kimliğini kullanan kişiyle doğrudan muhatap olmaları ve bu kişiyle ne şekilde irtibat kurduklarını ortaya koyamamaları, esnaflık yapan bu kişilerin suça konu arazileri rayiç bedellerinin çok altında almalarının hayatın olağan akışına aykırı düşmesi, hilenin katılana yöneltilmemiş olmasına rağmen tapu müdürlüğündeki memurların kandırılması sonucunda katılanın suçtan zarar görmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların üzerlerine atılı TCK’nın 158/1-d. maddesinde yer alan dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu gözetilmeden, mahkûmiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.