YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8533
KARAR NO : 2015/21416
KARAR TARİHİ : 25.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, hırsızlık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılan …’ın eşi olan tanık … (…) ile boşanabilmek amacıyla kendisinin borçlu olduğu, borçlu kısmının dolu, diğer kısımları boş olan bir senet imzalayıp 2005 yılında eşine verdiği, katılan …’nin kızı olan katılan …’ın da bu senede kefil olmak amacıyla senedi ciranta olarak imzalayıp ciro ettiği, katılan …’nin 2005 yılında yaptıkları boşanma protokolünde 45.000 TL maddi ve manevi tazminatı kabul etmesi sonucu eşinin senedi iade ettiği, bu senedin bir şekilde sanığın eline geçtiği ve sanığın da senedi alacaklısı … bedeli 8.000 TL ve 16.03.2009 ödeme tarihli olarak doldurup katılanlar aleyhine …İcra Müdürlüğünün 2009/5289 Esas nolu dosyasında icra takibi başlatmak suretiyle nitelikli hırsızlık, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, senette bulunan imzaların katılanlara ait olduğuna dair bilirkişi raporu, katılan …’nun senetteki bedel kısmının boş olduğunu beyan etmesine karşın katılan …’nin senedi eşine 8.000 TL bedelli olarak verdiğini kabul etmiş olması, senedi geri aldıktan sonra imha etmeyip bir yıl boyunca işyerinin çekmecesinde beklettiğine, hatta Adana’ya taşındığı sırada senedi unuttuğuna ve işyerinde hırsızlık olmasına rağmen senetle ilgili herhangi bir şikayetinin bulunmadığına dair iddiaların hayatın olağan akışına aykırı olması, yine katılan …’nin kolluk aşamasında sanığı tanımadığını, sanıkla ticari bir ilişkisinin olmadığını iddia etmesine karşın, yargılama aşamasındaki beyanlarında sanıkla uzun süredir tanıştıklarının anlaşılması ve aralarında alacak borç ilişkilerinin olduğuna dair kabulü, sanığın verdiği 8.000 TL borç karşılığında senedin imzalandığına dair tanık … beyanları karşısında, sanığın eyleminin suç oluşturmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı, katılan … vekili ve katılan …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 25/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.