YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22314
KARAR NO : 2015/173
KARAR TARİHİ : 13.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir.Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir.Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanık …’ın … Merkez … Köyünde bulunan 232, 3 ada 229, 3 ada 170, 3 ada 231, 4 ada 13 ve 3
ada 242 parsel numaralı taşınmazları nedeniyle Doğrudan Gelir Desteğinden yararlanmak için 2002, 2003, 2004, 2005 yıllarında … Tarım Müdürlüğüne müracaat ettiği ve beyan ettiği 224.005 m2 üzerinden 2002 yılı için 3.024.06 TL, 2003 yılı için 3.584.08 TL, 2004 yılı için 3.584.08 TL ve 2005 yılı için 2.240.05 TL DGD ödemesinden yararlandığı, verdiği tapu belgelerinin…. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünden onaylı olduğu, sanığın 2006 yılı DGD başvurularının değerlendirilmesi sırasında; 74.000 m2 arazisinin olduğunun tespit edildiği, 232 , 229, 170 ve 231 nolu parsellerin tapu kaydının daha yüksek göstermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia edilen olayda, il tarım müdürlüğünden temin edilen 2002-2003-2004 ve 2005 yıllarında sanık tarafından yapılan DGD ödemeleri sırasında yapılan başvuruya ilişkin evrak içeriğinde bulunan ve altında sanığın da imzası yer alan ve tapu kayıtlarına dayanılarak hazırlanan arazi bilgileri başlığı taşıyan forma göre, tapu kayıtlarında daha az miktarda olan arazi metrekarelerinin baş kısmına yeni rakamlar ilave edilerek 7750 m2 olan arazi miktarının 57750 m2 , 6000 m2 olan arazi miktarının 46000 m2 , 5000 m2 olan arazi miktarının 65000 m2, 1750m2 olan arazi miktarının 31750 m2’ye çıkartılmak suretiyle başvuru yapıldığı, 2004 yılı ile ilgili yapılan toplam 3584.08TL’lik ödemenin 3 parça halinde 05/05/2005 – 14/10/2005 ve son olarakta 04/01/2006 tarihlerinde ödendiği, 2005 yılına ait DGD ödemesinin ise 2240,05TL’lik bir defada 14/08/2006 tarihinde ödendiğinin belirlendiği, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan ayrı olarak 4 yıl boyunca yaptığı DGD başvuruları sırasında sahte tapu örneklerini ibraz ederek sahtecilik suçunu işlediği sanığın bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla herhangi bir hukuki kesintiye uğramaksızın her yıl yaptığı başvuru sırasında gerçekte tapuda görünen arazi miktarlarını çoğaltmak suretiyle m2 rakamlarının önüne yeni rakamlar ilave ederek arazi miktarının daha fazlaymış gibi göstermek suretiyle oluşturduğu bu sahte evrak il tarım müdürlüğüne ibraz ederek zincirleme sahtecilik suçunda işlediği anlaşılmakla sanığın mahkumiyetine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,13.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.