YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6865
KARAR NO : 2015/181
KARAR TARİHİ : 13.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti “sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı Kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Anılan Kanunun 37. maddesinin 4. bendinde ise, “gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı” belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri
hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Avukat olan sanığın, ..i köyünde bulunan ve katılanın vefat eden babası… ‘e ait taşınmazların kadastro tespitinde … adına yazılması nedeniyle hukuki sorunları çözmek üzere … Noterliğinin 07.05.2008 tarih ve 5230 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile katılanın vekilliğini üstlenip 1.300 TL vekalet ücretini peşin aldığı halde dava açtığını ve gayri menkullerin tapu kaydına şerh verilmesi için mahkemeye teminat yatırması gerektiğini söyleyerek ikna etmek suretiyle teminat bedeli adı altında 3.000 TL haksız olarak aldığı iddia edilen olayda, sanığın katılandan kadastro mahkemesinde dava açıp takip edeceğini söyleyerek 1.300 TL vekalet ücreti alıp dava açmadığı, ayrıca mahkemelere katılan adına herhangi bir teminat yatırmadığı halde katılandan teminat ücreti olarak 3.000 TL aldığ iddia edilen olayda;
1-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA,
2-Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
Sanığın, 07/05/2008 tarihinde katılanın verdiği vekaletname ile avukatı olduğu,… Kadastro Mahkemesi’nin 200/75 Esas sayılı dosyasının ise 06/05/2008 tarihinde davacının usule uygun tebligat yapıldığı halde duruşmaya gelmediği gerekçesi ile açılmamış sayılmasına karar verildiği, 3000 TL teminatı ise katılandan aldığına dair delil de bulunmadığından beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.