Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2015/13842 E. 2015/13697 K. 15.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13842
KARAR NO : 2015/13697
KARAR TARİHİ : 15.09.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hükmün sanık … yokluğunda ve müdafiinin yüzüne karşı verilip, sanık müdafiinin hükmü temyiz etmediğinin ve öğrenme üzerine sanık tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın kendisine 5271 sayılı CMK’nın 150. maddesi uyarınca müdafi atandığından haberdar olmaması nedeniyle, müdafie yüzüne yapılan tefhimin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı gibi temyiz süresini de başlatmayacağından, sanığın öğrenmeden itibaren verdiği temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
A- Sanık …’ın, müştekiler … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunması gerektiğinin ve somut olayda sanığın müşteki …’a yönelik eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesine uyan hırsızlık, aynı Kanun’un 116/1, 119/1-c maddesine uyan konut dokunulmazlığını ihlal ve 151/1. maddesine uyan mala zarar verme suçunun oluşturduğunun karar yerinde tartışılmadan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522. maddesi ile yapılan uygulamanın; müşteki …’a ait işyerine gece vakti birden fazla kişi ile birlikte girilmesinin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143. maddesine uyan hırsızlık suçunun yanında, aynı Kanun’un 116/2-4, 119/1-c maddesine uyan işyeri dokunulmazlığını ihlal ve 151/1. maddesine uyan mala zarar verme suçunu da oluşturduğunun karar yerinde tartışılmadan işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçundan hüküm kurulmaması ve 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522/son ve 81/2. maddesine göre 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143. maddesiyle yapılan uygulamanın her durumda sanık lehine olduğundan; sanığın …. Sulh Ceza Mahkemesinden 31.10.2002 günlü, 2002/1341-1491 sayılı kararla 765 sayılı TCK’nın 491/3, 62, 81/2. maddeleri gereğince verilen ve 08.11.2002 tarihinde infaz edilmiş özel tekerrüre esas eski hükümlülüğü bulunduğu halde, müşteki …’a yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümde 765 sayılı TCK’nın 81/2. maddesi ile uygulama yapılmaması ve aynı Kanun’un 522/son maddesine aykırı olarak 522/1. maddesi uyarınca mükerrir sanık hakkında ceza indirimi yapılması, aleyhe temyiz bulunmadığından ve müşteki …’a yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, mahkumiyetin kanuni sonucu olarak infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık …’ın temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
B- Sanık …’ın, müşteki …’e yönelik eylemi nedeniyle hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Adli sicil kaydından sanığın,… Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2001 tarih, 2001/700-946 sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK’nın 493/1, 59. maddesi gereğince hükmolunup 31.10.2001 tarihinde kesinleşen suç tarihinde infaz edilmemiş 2 yıl 6 ay hapis cezası mahkumiyetinin, 3 aydan fazla hapis cezasını içermesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesinin ve önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle de 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/6-a. maddesindeki koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin, uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerini olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, sanığın eyleminin 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 (pek fahiş) maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e (142/1-b) maddesi ile yapılan uygulamanın her durumda sanık lehine olması nedeniyle, aleyhe temyiz olmadığından; sanığın otomobil sol ön kapının sağ üst kısmından bir alet yardımı ile dışa doğru kanırtılarak açılıp, düz kontak yapılmak suretiyle otomobili çaldığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi yerine aynı Kanun’un 142/1-e maddesiyle hüküm kurulması sonuç ceza değişmediğinden ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, mahkumiyetin kanuni sonucu olarak infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Müştekinin beyanında, gündüz saat 14:00-18:00 arasında konuta girilerek hırsızlığın gerçekleştiğini söylemesi karşısında; hırsızlık eyleminin gündüzleyin işlendiğinin kabulü gerekirken, 5237 sayılı TCK’nın 143 maddesi gereğince artırım yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından sanık hakkında “5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanmasına” ilişkin bölümün çıkartılması ve sonuç cezanın 2 yıl hapis olarak belirlenmesi suretiyle, eleştiri dışında, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C- Suça sürüklenen çocuk …’ın müşteki …’a yönelik eylemi nedeniyle hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Müştekinin beyanında, gündüz saat 14:00-18:00 arasında konuta girilerek hırsızlığın gerçekleştiğini söylemesi karşısında; fiilin gündüz vakti gerçekleştirildiği kabul edilerek, tebliğnamedeki eylemin gece işlendiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 31/3. maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 2003 Yılı Ocak ayından inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle değişik gerekçe ile isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞMESİNE,
D- Sanık …’ın, müşteki …’e yönelik eylemi nedeniyle hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerini olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, sanığın eyleminin 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 (pek fahiş) maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e (142/1-b) maddesi ile yapılan uygulamanın her durumda sanık lehine olması nedeniyle, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
 1- Sanığın otomobil sol ön kapının sağ üst kısmından bir alet yardımı ile dışa doğru kanırtılarak açılıp, düz kontak yapılmak suretiyle otomobili çaldığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi yerine aynı Kanun’un 142/1-e maddesiyle hüküm kurulması,
2- Müştekinin beyanında, gündüz saat 14:00-18:00 arasında konuta girilerek hırsızlığın gerçekleştiğini söylemesi karşısında; hırsızlık eyleminin gündüzleyin işlendiğinin kabulü gerekirken, 5237 sayılı TCK’nın 143 maddesi gereğince artırım yapılarak fazla ceza verilmesi,
3- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile uygulama yapılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.