Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/6608 E. 2015/227 K. 13.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6608
KARAR NO : 2015/227
KARAR TARİHİ : 13.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, iftira, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar …, … ve …’in fikir ve irade birliği içerisinde hareket ederek internet aracılığı ile “sahibinden.com” isimli siteye bazı elektronik eşyaların satılık olduğu yönünde ilan verdikleri ve eşyaların fotoğraflarını yükledikleri, irtibat kurulması için telefon numarası bildirdikleri, telefon görüşmeleri sırasında kendilerini değişik isimlerle tanıttıkları, yapılan telefon görüşmelerinin bazılarında … ismini kullandıkları, … adına düzenlenmiş sahte kimlik ile açtırılan… Şubesindeki hesap ile mağdur … adına… Bankasında açtırılan ATM hesap numaralarını vererek sipariş verilen ürün bedelinin buraya yatırılmasını istedikleri, ancak yatırılan paraların alınmasına rağmen sipariş edilen ürünlerin alıcılarına gönderilmediği, bu şekilde “sahibinden.com” isimli internet sitesine mağdur …’a ait iş yeri isminin de kullanılarak ilan verildiği, mağdur …’ın ilanı görüp ilanda belirtilen telefon numarasını aradığı, kendisini ..f olarak tanıtan kişiye 550 TL karşılığında telefon siparişi verdiği, mağdur …’ın telefonda görüştüğü kişinin yönlendirmesi üzerine bildirilen hesaba 19/01/2009 tarihinde telefon bedelini yatırdığı, fakat satın aldığı ürünün kendisine gönderilmediği, sanıklar… ve …’in yatırılan parayı bankadan çekmek üzereyken emniyet görevlileri tarafından yakalandıkları, yine bu şekilde internet üzerinden vermiş oldukları ilan üzerine kendilerini arayanlara verdikleri iş bankasındaki hesaba … isimli bir şahsın da 12/01/2009 tarihinde 600 TL parayı EFT yaparak yatırdığı, bu paranın sanıklar tarafından çekildiği, mağdur …’un, sanıklar tarafından internet sitesinde kendi iş yeri adresinin ve isminin kullanıldığını görmesi üzerine internet üzerindeki ilanda irtibat telefonu olarak bildirilen telefonu aradığı, telefondaki şahsın kendisini Onlar A.Ş. Sahibi …

Bozkaya olarak tanıtması üzerine bu kişi ile televizyon satışı konusunda anlaştıkları ve mağdurun televizyon bedelini Garanti Bankası 0696657518 veya iş bankası 86002932909 nolu hesaplardan birine yatırmasının istenildiği, anlaşmayı kabul etmiş görünen mağdur …’un önce İş Bankasının ilgili şubesine başvurarak olayları da anlatıp kendisine verilen hesap numarasına bloke konulmasını istediği ve ayrıca durumdan kolluk güçlerini haberdar ettiği, bu süreçte internet sitesindeki ilan nedeniyle görüştüğü şahsın mağdur Levent’i telefonla arayarak televziyonun satış bedeli olarak 4000 TL parayı Garanti Bankasındaki hesaba yatırmasını söylediği, mağdur Levent’in de parayı yatırması için gönderdiği elemanın bankanın kalabalık olması nedeniyle havale yaptıramadığını, bu nedenle buluşabilmeleri halinde parayı elden teslim edebileceğini, aksi halde ertesi gün havale yolu ile ancak gönderebileceğini söylemesi üzerine telefondaki şahsın teklifi kabul ederek parayı almak üzere gelecek kişinin eşgalini de vererek isminin Selim olduğunu söylediği, mağdurun da, parayı teslim edecek elemanın isminin Ömer olduğunu söylediği, bu sırada yanında bulunan polis memurlarından birinin eşgalini elemanına ait eşgal olarak belirttiği, bir süre sonra buluşma yerine gelen sanık …’ın burada bekleyen polis memurlarına Levent Bey’in gönderdiği Ömer siz misiniz diye sorduğu, polis memurunun da “benim” diye karşılık vermesi üzerine sanık …’ın, “Mehmet Bey’in gönderdiği Selim isimli şahıs da benim” diye cevap verdiği ve bu şekilde sanık …’ın yakalandığı, sanıklar Orhan ve …’in İş Bankasında açmış oldukları hesaba yukarıda belirtildiği şekilde mağdur …’dan gönderilmesini temin ettikleri 550 TL parayı almak isterlerken yakalandıkları, yakalanmaları üzerine sanıklar Orhan ve …’in suçlamayı kabul etmeyerek tanık …’ın hesabına paranın gönderildiğini, kendilerinin bilgisinin olmadığını beyan etmeleri üzerine …’ın soruşturma kapsamında tutuklanmasına neden oldukları, mağdurlar … ve … ile Yavuz Melik’e yönelik dolandırıcılık suçunu işledikleri, sanıkların, mağdurlar … ve …’a yönelik işledikleri nitelikli dolandırıcılık suçunun, henüz menfaat temin edemediklerinden teşebbüs aşamasında kaldığı, mağdur Yavuz Melik’e yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunun ise tamamlanmış olduğu, sanıklar … ve …’in, mağdur …’a yönelik işlemediğini bildikleri halde suç isnadında bulunmak suretiyle tutuklanmasına neden oldukları, bu itibarla, iftira suçunu işledikleri, ayrıca iftira suçunu düzenleyen TCK’nın 267/4. maddesi gereğince …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda;
1-Sanıklar …, …, … hakkında mağdurlar … ve …’a yönelik nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Tüm dosya kapsamı, sanıkların birbirleri ile örtüşmeyen çelişkili savunmaları, tanık beyanları, banka kayıtları, mağdur beyanları, telefon kayıtları, internet aracılığı ile verilen ilanlar, yakalama tutanakları ve diğer belgelerden bilişim

Sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teçebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki eylemlerin basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduığuna dair görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k )bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nın 158/1-f. son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması fazla adli para cezası tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; mağdur Muharrem Aslan’a yönelik kurulan dolandırıcılığa teşebbüs suçu ile ilgili hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “1100 TL”, “550 TL” ve “275 TL”, “229 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “55 gün”, “ 27 gün”, “13 gün”, “10 gün”ve “200 TL “, mağdur …’a yönelik kurulan dolandırıcılığa teşebbüs suçu ile ilgili hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “8000 TL”, “4000 TL” ve “3333 TL”, adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “400 gün”, “ 200 gün”, “166 gün”, ve “3320 TL ” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2)Sanıklar …, … hakkında “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve ”iftira ”, sanıklar …, …, … hakkında mağdur Yavuz Melik’e yönelik nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
a-Sanıklar …, … hakkında “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve ”iftira” suçlarından verilen mahkumiyet kararları yönünden;
Bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmesi veya bir yerde kalması, özgürlüğünden yoksun bırakılması halinde, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçu oluşmaktadır. Suç doğrudan doğruya fail tarafından işlenebileceği gibi, bir kişinin azmettirilmesi, asıl faile yardım edilmesi suretiyle de

işlenebilir. Başkasının hürriyetini kısıtlama suçu kasten işlenen suçlardandır. Suçun manevi unsuru, bilerek ve isteyerek bir kimsenin bir yere gitmek veya bir yerde kalmak özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır.
İftira suçu ise; işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılması ya da idari bir yaptırım uygulanması için bir kimseye hukuka aykırı isnatta bulunulmasıdır. TCK.nun 267. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu fiil nedeniyle iftira edilenin gözaltına alınması halinde iftira eden, mağdurun hürriyetinden yoksun kılınması suçundan da dolaylı fail olarak sorumludur.
Somut olayda; sanıklar Orhan ve …’in İş Bankası 86002932909 nolu hesaba gönderilmesini temin ettikleri 550 TL parayı almak isterlerken hesap sahibi … ile birlikte yakalanmaları üzerine alınan savunmalarında; “hesabın kendilerine değil arkadaşları olan … isimli şahsa ait olduğunu, Orhan’ın “banka personelini tanıdığı için…’un hesabına havale edilen parayı almasına yardımcı olmak üzere”… tarafından çağrılması nedeni ile bankaya gittiklerini,…’un iddia ettiği gibi hesaba ilişkin ATM kartını almadıklarını belirttikleri, sanıkların bu beyanları da dikkate alınarak dolandırıcılık suçunun faillerinden biri olarak değerlendirilen mağdur …’ın 19/01/2009 tarihinde gözaltına alındığı, bilahare sevk edildiği 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 21/01/2009 tarih ve 2009/25 numaralı sorgusu ile tutuklandığı iddia olunmakla; sanıkların kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik savunmada bulunmaları, mağdur … hakkında hukuka aykırı bir isnatta bulunmamaları, bir suç işlendiğinden bahisle yetkili makamlara başvuruları bulunmadığından ve mağdurun özgürlüğünü bizzat kısıtlamadıkları gibi görevlileri azmettirdikleri hususunda delil olmadığı, sanıkların mağdur …’ın gözaltına alınması veya tutuklanması kastları bulunmadığından “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve ”iftira ”suçları kanuni unsurları olayda gerçekleşmediği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
b-Sanıklar …, …, … hakkında mağdur Yavuz Melik’e yönelik nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden;
Tensip zaptında ve gerekçeli karar başlığında şikayetçi olarak gösterilmeyen aşamalarda ifadesi alınamayan Yavuz Melik’in açık kimlik bilgilerinin tespiti ile beyanına başvurulması suretiyle yatırdığı parayı yatırış sebebi araştırılmadan sanıklara bu kişiyi dolandırdıklarından bahisle eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule görede;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k )bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nın 158/1-f.
son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.