YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2925
KARAR NO : 2015/21912
KARAR TARİHİ : 04.03.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Hamile olan ve olay günü doğum sancısı başlayan sanığın, akrabası olan ve yargılama sırasında vefat eden temyiz dışı sanık … adına düzenlenmiş sağlık karnesini kullanarak hastanede doğum yaptıktan sonra, sağlık karnesinin sanığa ait olmadığının hastane yetkilileri tarafından farkedildiği, bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sağlık karnesinin … adına düzenlenmiş olması ve üzerinde …’in fotoğrafının bulunuyor olması, karne üzerinde herhangi bir sahtecilik unsuru teşkil edebilecek mahiyette ekleme veya tahrifat bulunmaması, bu haliyle sağlık karnesinin aldatıcılık vasfını taşımaması, ayrıca sanığın hastaneye başvuran hastaların kimlik kontrollerini yapmak ve ibraz edilen sağlık karnesinin hastaya ait olup olmadığını denetleme mükellefiyeti bulunan hastane görevlilerinin denetim imkanını ortadan kaldırmaya yönelik hiçbir söz veya eyleminin bulunmaması, somut olayın da hastane görevlisinin yaptığı denetimde ilk bakışta ve basitçe ortaya çıkmış olması nedeniyle dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmaması ve ayrıca hamile olan ve olay günü doğum sancısı başlayan sanığın, doğmak üzere olan bebeği muhakkak bir tehlikeden kurtarma zorunluluğunun bulunması, hayati önemi haiz nitelikte bir tehlikeden korunmak, bu nedenle ameliyatını gerçekleştirmek amacıyla, başkasına ait sağlık karnesinin kullanılması şeklinde gerçekleştirildiği sabit görülen eylemlerin, 5237 sayılı TCK’nın 25/2.maddesinde tanımlanan zorunluluk hali kapsamında kaldığının da anlaşılması karşısında sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,04/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.