YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9323
KARAR NO : 2015/22008
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, ….ve Unlu mamuller isimli şirketin temsilcisi olduğu, farklı zamanlarda mal satın aldığı şikayetçi …’un temsilcisi olduğu … Gıda isimli şirkete suça konu…./…Şubesine ait 15.06.2008 ve 30.05.3008 keşide tarihli 20.000,00 TL ve 20.800,00 TL bedelli, keşidecisi… olan iki adet çeki, yine satın aldığı mal karşılığında bu kez… Şubesi’ne ait 26.06.2008 keşide tarihli keşidecisi …İnşaat Gıda isimli şirket olan 15.000,00 TL bedelli çeki, başka bir alış veriş esnasında ise ….Şubesi’ne ait 10.07.2008 ve 30.06.2008 keşide tarihli iki adet, keşidecisi … isimli şirket olan birisi 20.800,00 TL diğeri 20.000,00 TL bedelli iki adet çekleri verdiği, suça konu çeklerin bankalara ibrazında …. isimli şirkete ait olanların karşılıksız çıktığı, …. …’ın keşide ettiği çeklerin çalıntı, …. isimli firmaya ait çekin ise yetkili temsilcisi tarafından keşide edilmediğinin ortaya çıktığı somut olayda; suça konu çeklerde birinci ciranta olarak görünen katılan …’in suça konu çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığın yönelik beyanı ile alınan bilirkişi raporuna göre; … Tekstil isimli şirkete ait çekler ile …. isimli şirkete ait çekteki ciranta imzalarının katılana ait olmadıklarının tespit edilmesi ve sanığın savunmasında suça konu çekleri kimden aldığını ispat edememesi karşısında; sanığın, şikayetçi …’dan değişik zamanlarda aldığı mallar karşılığında verdiği keşidecisi İsmail …. olan çeklerin aracından çalındığına dair müracaat tutanağı ile …şirketine ait çekin şirketin temsile yetkili şahsın elinden çıkmadığının ilgili banka tarafından bildirilmesi nedeni ile nitelikli dolandırıcılık suçunun, söz konu çekler ile birlikte, keşidecisi … olan çeklerin …’ın 30.12.2009 tarihli yazısında belirtildiği üzere bankaya ibrazlarında karşılıksız çıktıklarının belirtilmesi, çeklerin çalıntı ya da sahte olduklarına dair herhangi bir bilginin bulunmadığının bildirilmesi karşısında bu çeklerdeki ilk ciranta imzasının sahte olmasına karşın eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu değil, sadece sahtecilik suçunu oluşturduğu iddiasıyla açılan kamu davasında tüm çekler bakımından zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçuna konu çeklerin farklı zamanlardaki mal alımlarında kullanılması şeklindeki eylemlerde TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal edilerek, değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin edilmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümleri uygulanmayarak ve sanık hakkında adli para cezasına hükmedilirken, TCK’nın 158/1-f-son maddesi gereğince suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katı olan 5580 gün karşılığı adli para cezasına hükmedilmesi gerekirken, 2.800 gün karşılığı adli para cezası belirlenerek günlüğü 20,00 TL hesabı ile 56.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 05.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.