YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10656
KARAR NO : 2015/7122
KARAR TARİHİ : 26.05.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/01/2014 tarih ve 2013/990-2014/9 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/05/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av., davalılardan vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı . …’nün organize ettiği gezi sırasında diğer davalıya ait otobüste yolcu olarak bulunmakta iken meydana gelen tek taraflı trafik kazasında yaralandığını, aynı olaya ilişkin olarak maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/24 E. sayılı dosyasında davacının maddi tazminat davasından vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği için işbu davanın açılmak zorunda kalındığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 30.000 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı…. vekili, davacı tarafından aynı hukuki nedenle ..Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/24 E. sayılı dosyasında maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, anılan davada davacı vekiline ön raporda belirtilen eksikliğin tamamlanması için 19.09.2006 tarihli celse 1 nolu ara kararla verilen kesin sürede eksiklik yerine getirilmediğinden maddi tazminat talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ..Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/24 Esas ve 2010/330 Karar sayılı dava dosyasında davacılar …,… tarafından işbu davanın davalıları aleyhine maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu, davacı ..’nin yaralanmasına ilişkin rapor eksikliğinin tamamlanmasına dair ara kararın verilen kesin süreye rağmen davacı … tarafından yerine getirilmediği, 08.02.2007 tarihli celse davacının maddi tazminat talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin 2011/7511 Esas ve 10691 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, anılan dava ile işbu davanın taraflarının, dava sebebinin ve konusunun aynı olduğu, ispat yüküne ilişkin kesin süre içerisinde giderlerin ödenmemesi halinde tarafın talebinden vazgeçmiş sayılacağı, verilen red kararının iddianın kanıtlanamadığı anlamını taşıyacağı ve esasa ilişkin bir karar olup, kesin hüküm sonucunu doğuracağı, ispat yüküne ilişkin kesin süreye aykırılık nedeniyle davanın reddi kararı, usule ilişkin bir karar olmayıp iddianın kanıtlanamadığı anlamını taşıyacağı, davacısı
… hakkında maddi tazminat talebinden vazgeçmiş sayılmasına ilişkinAsliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/24 Esas ve 2010/330 Karar sayılı ilamının esasa ilişkin bir karar olduğu, kesin hüküm hususu HMK’nun 114/1-i maddesi gereği dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği kanaatiyle 6100 sayılı HMK’nun 303. maddesine göre işbu dava hakkında kesin hüküm bulunduğundan HMK’nun 114/1-i maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı …’nün organize ettiği gezi sırasında diğer davalıya ait otobüste yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın “Kesin hüküm” başlıklı 303. maddesinde (mülga HUMK’nun aynı doğrultuda hüküm içeren 237. maddesinde) “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve “ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir”, “bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, “sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder…” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan karar örneği ve duruşma zaptı fotokopilerinden davacı … ve dava dışı … tarafından daha önce … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/24 Esas ve 2010/330 Karar sayılı dava dosyasında işbu davanın davalıları aleyhine dava konusu aynı olayda yaralanmaları nedeniyle ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. …Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/24 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde, davacı … için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. ….Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/24 Esas ve 2010/330 Karar sayılı kararının gerekçesinde “davacı …’un maddi tazminat talebinde bulunduğu ancak, davacı vekilinin davacı … yönünden eksikliklerin tamamlanmasına ilişkin ara kararı yerine getirmediği, ön raporda belirtilen eksikliğin tamamlanması yönünden 19.09.2006 tarihli ara kararın 1. maddesinde ve 28.11.2006 tarihli ara kararın 1. maddesinde kesin süre verildiği halde davacı vekili tarafından bu ara kararlar yerine getirilmediğinden davacı … yönünden maddi tazminat talebinden vazgeçilmiş sayıldığının kabul edildiği” belirtilmesine rağmen, hüküm bölümünde sadece “Davacı … için 7.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine” karar verilmiştir.
Tüm bu yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemece, …Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/24 Esas ve 2010/330 Karar sayılı dava dosyasının işbu dosya arasına celp edilip anılan davadaki talep sonucu ve gerekçeli kararda hükme bağlanan hususlar ile işbu dava konusu talep sonucu incelenip somut uyuşmazlığın yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler de gözetilerek çözümlenmesi gerekirken anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.