YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6878
KARAR NO : 2015/306
KARAR TARİHİ : 14.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın şikayetçinin iş yerine gelerek kendisini … Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin genel müdürü olarak tanıttığı, …’da şirket olarak ihaleye gireceklerini oradaki yetkiliye pırlanta yüzük hediye etmek istediğini belirterek katalogdan beğendiği 2 adet 3’er karatlık pırlanta yüzük, 7 adet kelepçe diye adlandırılan bilezik ve muhtelif altın yüzük olmak üzere toplam 95.500TL tutarındaki malları aldığı, 2 adet çek ile 3 adet senedin arkalarının sanık tarafından “…” ismi yazılıp imzalanarak şikayetçiye verildiği, sanığın kendisini … olarak tanıttığı ve şirket yetkilisi olduğunu söyleyip şikayetçiye güven telkin ederek aldığı malların bedelini ödemediği, bu eylemiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ve tanıklar beyanı, canlı teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanığın eyleminde, bankanın maddi
varlığı olan çekleri araç olarak kullanmadığı, ziynet eşyalarını aldıktan bir kaç gün sonra, alış verişten doğan borç nedeniyle katılana verdiği, ancak kendisini başka bir isim ile tanıtarak güven telkin etmek suretiyle ziynet eşyalarını aldığı, bu haliyle eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilerek tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.