YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6879
KARAR NO : 2015/320
KARAR TARİHİ : 14.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin,kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp,
yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıkların Mart 2006 tarihinde şikayetçinin toptan ve perakende inşaat malzemeleri sattığı işyerine birlikte gittikleri, kendilerinin doğalgaz tesisat işi yaptıklarını, bu sebeple malzeme satın alacaklarını beyan ederek birlikte mal seçip şikayetçi ile pazarlık yaptıkları, karşılığında … .. Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti adına keşide edilmiş çek karnesinden 20.05.2006 tarihli 6000TL’lik çeki sanık…l’in arkasını ciro edip şikayetçiye verdiği, çekin bankaya ibrazında sahte olduğunun anlaşıldığı, sanıkların bu eylemleriyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1)Sanık … hakkında bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık savunması, katılan ve tanıklar beyanı, teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre atılı suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkmenin kabulunde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan …. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2002/583 E. 2003/1316 K. sayılı ilamındaki mahkumiyete ilişkin 3167 sayılı Kanun’a aykırı davranmak suçunun yaptırımı 6273 sayılı Kanun’un 3/1 maddesi ile değişik 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca güvenlik tedbirine dönüştürüldüğünden tekerrüre esas alınmaması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın alışveriş sırasında diğer sanık…l ile bulunduğu ancak alışverişe yönelik ödemenin…l’in getirip ciro ettiği çekle yapılması karşısında, sanık Kazım’ın savunmaları dikkate alınarak gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından inşaat işlerinde su ve doğalgaz tesisat işlerinin yapımında çalışan sanıkların sabit işyerlerinin bulunup bulunmadığı, sabit işyerleri varsa kimin üzerine kayıtlı olduğu, sabit işyerleri yoksa sanıkların işlerini ne şekilde takip ettikleri, kimin işveren kimin işçi konumunda olduğu net bir şekilde belirlenerek sonucuna göre sanık Kazım’ın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken sabıkasız olan bu sanığın savunmasına ne şekilde itibar edildiği açıklanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.01.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.