Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/1696 E. 2015/12220 K. 04.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1696
KARAR NO : 2015/12220
KARAR TARİHİ : 04.05.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı (lehdar) tarafından, 3 adet bonoya dayalı olarak; itiraz eden keşideci borçlu ve dava dışı kefil borçlu aleyhine, İcra Müdürlüğü’nde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine itiraz eden borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, sair itirazları ile birlikte Manisa İcra Dairesinin yetkili olduğunu ileri sürerek, yetkiye itiraz ettiği mahkemece yetki itirazının kabulü ile, takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK.nun 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK.nun 447/2. maddesi atfıyla HMK.nun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. Ayrıca, takip dayanağı akdin yapıldığı icra dairesi de yetkilidir.
Buna göre, bonoya dayalı takip, genel yetkili yer olan borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde (HMK. 6. md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde (6102 Sayılı TTK’nun 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, ödeme yeri olarak tanzim yeri kabul edilir) (HMK. 10. md.) ve ayrıca İİK’nun 50/1. maddesi uyarınca bononun tanzim edildiği yerdeki icra dairesinde yapılabilir.
HMK’nun 7/1. maddesinin birinci cümlesine göre, borçlu birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri icra müdürlüğünde takip yapılabilir. Bu durumda, diğer borçlular yetki itirazında bulunamazlar. Ancak, anılan hüküm, borçlulardan birinin onun için genel yetkili yerleşim yeri icra dairesinde takip yapılması ve onun hakkındaki yetkinin kesinleşmiş olması hali içindir.
Somut olayda; bono üzerinde keşide yeri bulunmadığı, keşidecinin ad ve soyadının yanındaki yerin Osmaniye olduğu, icra takibinde alacaklı tarafından, keşideci ve kefil borçluların ayrı ayrı bildirilen ikamet yerlerinin olduğu belirlenmiştir.
Itiraz eden borçluya örnek 10 ödeme emri 14.04.2014 tarihinde Manisa adresine tebliğ edilmiş ve 5 günlük yasal süresi içinde 17.04.2014 tarihinde icra mahkemesine başvurmuş, dava dışı kefil borçluya ise çıkarılan ödeme emri tebliğinin bila iade döndüğü, bu borçlu yönünden de başvuru tarihinde takibin kesinleşmediği icra takip dosyası içinden belirlenmiştir.

Bu durumda alacaklının icra takibini başlattığı, bonoların keşide yeri, ödeme yeri ya da borçluların yerleşim yeri olmadığına göre yetkisizdir.
O halde mahkemece borçlunun yetki itirazının kabulüne karar verilmesi isabetli ise de ;
1-Yetki itirazının sadece itiraz eden borçlu yönünden kabulü ile icra takip dosyasının tefrik edilerek karar kesinleştiğinde talep halinde yetkili Manisa İcra Dairesinde gönderilmesine, karar verilmesi gerekirken borçluların tümü yönünden sonuç doğuracak şekilde yetki itirazının kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
2-İİK’nun 50. maddesine göre; para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.” 6100 Sayılı HMK’nun 19/3. maddesi gereğince; “Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir” düzenlemesi mevcut olup, mahkemece, borçlunun yetki itirazı kabul edildiğine göre, yetki itirazının kabulü ile İcra Dairelerinin yetkili olduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde icra dosyasının tefrik edilerek yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.