Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9327 E. 2015/22222 K. 10.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9327
KARAR NO : 2015/22222
KARAR TARİHİ : 10.03.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, … mahallesi … ada.. pasel,… ada … parsel, … ada.. parsel, … ada … parsel, …. ada.. parsel, ….deki … ada.. parsel, … köyündeki 0 ada … parsel, 0 ada … parsel sayılı arazilerinde 2009 yılı içerisinde pamuk ekimi yapmadığı halde 2009 yılı içerisinde bu arazilerde Pamuk ekimi yapılmış gibi … İlçe Tarım Müdürlüğüne yazılı beyanda bulunması üzerine çiftçi kayıt sistemine dahil olan çiftçilere mazot, kimyevi gübre ve toprak analizi destekleme ödemesi yapılmasına dair 2009/15537 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden 2009 yılı için mazot ve kimyevi gübre desteği yapıldığı, bu desteği alabilmek için gerçeğe uygun olmayan belge düzenleyip ilgili kamu görevlilerine ibraz ederek gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddia edilen olayda,
Sanığın başvurusuna esas ada ve parsellerde, aynı ekim döneminde önceki ekim ürünü olarak pamuk ekimi yapılıp yapılamayacağı, meyve ağaçları bulunan arazilerde pamuk ekimi yapılıp yapılamayacağı, başvuruya esas arazilerden elde edilebilecek ürün miktarının belirlenmesi, yine 6968 Sayılı Zirai mücadele ve Zirai Karantina Kanunu Pamukta Pembe Kurt Yönetmeliğinin 11. maddesinde belirtilen pamuk eken ve ektiren çiftcilerin hasat sonunda pamuk saplarını tarladan temizlemeleri hususunda İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından sanığın arazilerinin bulunduğu mahalle, köy muhtarlıklarına ve belediyelere hoparlörlerden duyuru yapılıp yapılmadığı, buna ilişkin tutanak tutulup tutulmadığı, bu yönetmelik gereğince tarlaların temizlenmesi sonucu tarlalarda pamuk ekimi yapıldığını gösterir bulgu kalıp kalmayacağının belirlenmesi, ayrıca sanığın hangi parseller için fazladan mazot desteklemesi aldığı hususları ayrıntılı olarak belirlendikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
1-Sanığın destekleme primi almak için tüm parseller ile ilgili olarak aynı anda başvuruda bulunmuş olması karşısında hakkında TCK.nun 43. maddesinin uygulamayacağının gözetilmemesi,
2-Sanığın, arazi bilgilerine ilişkin belge ve çiftçi kayıt formu düzenlendiği sırada yalan beyanda bulunması karşısında; eyleminin resmi belge tanzimi sırasında yalan beyan suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı madde uyarıca hüküm kurulması,
3-Sanığın, sahte olarak düzenlediği ve kabul edilen birden fazla belgenin neler olduğunun kararda gösterilmemesi ve bu belgelerin hangi özellikleri dolayısıyla resmi belge niteliğinde olduğunun kabulüne ilişkin olarak da, ilgili belgeler duruşmada incelenip özellikleri zapta geçirilmeden 5237 sayılı TCK’nın 43 maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/03/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.