YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9227
KARAR NO : 2015/22286
KARAR TARİHİ : 10.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (değişen suç vasfı nedeniyle hırsızlık)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Kardeş olan sanıkların, 11/01/2010 günü mağdur …’ın işlettiği eczaneye gittikleri, sanık …’in burun spreyi istediği ve mağdura 50 TL uzattığı, tam bu sırada diğer sanık …’ın antibiyotik fiyatı sorarak mağduru oyaladığı, bundan istifade eden sanık …’in de, uzattığı 50 TL’yi geri çekerek cebine koyduğu, sonrasında mağdurdan …. hap istediği ve karşılığında 2 TL verdiği, ayrıca mağdura 50 TL bozup bozamayacağını sorduğu, bunun üzerine mağdurun kasadan iki adet 20 TL ve bir adet 10 TL çıkardığı,…’in iki adet 20 TL’yi aldığı ve mağdura ilaçların parasını 10 TL’den almasını söylediği, aynı zamanda sanık …’ın da sorular sormak suretiyle mağduru oyalamaya devam ettiği, mağdurun dalgınlıkla 50 TL’yi almadan ilaçların parasını 10 TL’den aldığı ve para üstünü de sanık …’e verdiği, daha sonra sanıkların eczaneden ayrıldıkları; yine 2010 yılı Ocak ayı içerisinde sanıkların mağdur …’ın işlettiği markete gittikleri, sanıklardan…’ın kola ve çikolata alarak mağdur …’in yanına gittiği ve 50 TL uzatarak bu parayı bozmasını istediği, bu sırada diğer sanık…’in de mağdurun annesi olan tanık…’a bazı ürünlerin fiyatlarını sorduğu, tanığın fiyatları bilememesi üzerine bu defa mağdura sorular yöneltmeye başladığı, mağdurun sanık …’ın sorularını yanıtladığı sırada dalgınlıkla …’den 50 TL’yi almadığını fark etmeyerek iki adet 20 TL ve bir adet 10 TL’yi…’e uzattığı, …’in de 10 TL’yi tekrar mağdura verip kola ve çikolatanın parasını almasını istediği, mağdurun ürünlerin parasını aldıktan sonra para üstünü tekrar …’e verdiği, sanık …’in işyerinden ayrılmasından hemen sonra mağdurun 50 TL’yi almadığını fark ederek sanığın peşinden gittiği ve sanıkla birlikte tekrar markete döndükleri, mağdurun 50 TL’yi almadığını söylemesine rağmen, sanığın ısrarla durumu kabullenmediği, tanık …’ın olaya müdahale etmesi üzerine 50 TL’yi cebinden çıkararak mağdura verdiği ve marketten ayrıldığı, diğer sanık …’ın da herhangi bir şey almadan …’in ardından marketten ayrıldığı şeklindeki somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle, hileli hareketlerle mağdurları aladatarak haksız menfaat temin etmeleri şeklindeki eylemlerinin, her bir mağdura karşı ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından kazanılmış hakların gözetilmesine, 10/03/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.