Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/9431 E. 2015/22343 K. 11.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9431
KARAR NO : 2015/22343
KARAR TARİHİ : 11.03.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, katılan ….’den finansal kiralama sözleşmesi ile suça konu bir adet 120 lik şerit bıçkı makinası ve bir adet dört babalı tomruk arabasını aldığı, taksitlerini zamanında ödememesi sebebiyle temerrüde düştüğü, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince, traktörün iadesi için katılan şirket tarafından 15.08.2007 tarihli ihtarnamenin düzenlendiği, buna rağmen sanığın parayı ödemediği gibi suça konu kiralanan malları da katılan şirkete iade etmediği anlaşıldığından, eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin suça konu makinaların iade edilmemiş olması ile katılan tarafın uğradığı zararın karşılanmamasının gerekçe olarak gösterilmesi yeterli görüldüğünden, lehe hükümlerin uygulanması talebi bulunmayan sanık hakkında TCK’nın 62. maddesinin tartışılmaması bozma nedeni olarak görülmemiş, bu yönden bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Sanığın adli sicil kaydındaki mahkumiyetlerinin “karşılıksız çek keşide etmek” ve “çek defterlerini geri vermemek” suçlarına ilişkin olduğu anlaşılmakla; hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile çek defterlerini geri vermemek fiilin suç olmaktan çıkartıldığı, karşılıksız çek keşide etmek suçunun da unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlendiği, ayrıca gerek mülga 3167 sayılı Yasanın 16/b-3 ve 16/c-4. maddeleri gerekse de 5941 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra dahi şikâyetten vazgeçme ve gecikme bedeli ile birlikte karşılıksız çek bedelinin ödenmesi durumunda hükmün bütün sonuçları ile ortadan kaldırılabilme imkânının bulunduğu gözetilerek, ilgili ilamların adli sicilden silinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmadan ve hükümden sonra 03.02.2012 tarih ve 28193 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 20.12.2009 tarih ve 27438 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “çekle ödemelerin düzenlenmesi ve çek hamillerinin korunması hakkında kanun”un yürürlükten kaldırılmış olduğu ve değişiklik hükümleri de dikkate alınarak erteleme hususunun değerlendirilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanığın sabıkalı kişiliği nedeniyle ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,
2-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üstsoyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunu 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.