Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17421 E. 2015/3228 K. 09.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17421
KARAR NO : 2015/3228
KARAR TARİHİ : 09.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/07/2014 tarih ve 2013/205-2014/300 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşme ile ” … ” isimli tekneyi davalı şirket ile birlikte satın aldıklarını, müvekkilinin 100.000,00 USD, davalı ….’nin ise 30.000,00 USD bedel karşılığı gemiye ortak olduklarını, müvekkilin 100.000,00 USD’yi davalıya ödediğini, davalı tarafın müvekkilini sözde mal sahibi yapmak amacı ile aralarında imzalanan sözleşmeyi noterde onaylattığını, onay işlemi için 2.350,00 TL harcadıklarını, ancak davalının müvekkilinden 9.000,00 TL fazla para aldığını, müvekkilinin sözleşmede yazıldığı şekilde mal sahibi olamadığını, kandırıldığını, resmi şekil şartlarını taşımayan sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu, bu nedenle tarafların aldıklarını iade ile yükümlü olduğunu ileri sürerek sözleşmenin geçersizliğinin tespitini, müvekkilinin gemi için ödediği 100.000 USD’nin sözleşme tarihinden itibaren, noter masrafı için ödediği 9000 TL’nin ödeme gününden itibaren %11,66 faizi ile iadesini, taleplerinin kabul görmemesi halinde TTK’nun 997 ve 978. maddeleri uyarınca gemi üzerine şerh verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin davacı ile ortaklaşa gemi satın almadığını, davacıdan borç para aldığını, sözleşmenin geçerli olduğunu, müvekkilinin sözleşmede kararlaştırılan şekilde ödemelerini yaptığını, henüz vadesi gelmiş borcunun bulunmadığını, sözleşmeyi davacının hazırladığını, daha sonra Türkçe’ye çevrildiğini, davacının yanıltılmadığını, davacının müvekkiline verdiği 100.000 USD karşılığı 3 adet toplam 135.000 USD bedeli senet aldığını, müvekkilinin 9.000,00 TL’yi noter ve sair masraflar için aldığını, müvekkilinin gemiyi satın alırken birkaç kez seyahat etmek zorunda kaldığını ve masraf yaptığını ileri sürerek davaın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında imzalanan sözleşmede satıcı bulunmadığından sözleşmenin gemi satışına ilişkin bir sözleşme olmadığı, bu itibarla sözleşmenin şekil şartına uymadığından bahisle geçersiz olmadığı, sözleşmenin davacının verdiği 100.000 USD’nin 3 yıl içerisinde 3’er taksitle 135.000 USD olarak geri ödemesini düzenlediği, bu süre içerisinde alacağın güvence altına alınması için hükümler koyulduğu, davalının vadesi gelmiş borçlarını ödediği, bu nedenle davacının alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
(2) Dava, gemi alım satım sözleşmesinin geçersizliği iddiasıyla ödenen bedelin ve bu alım satım sözleşmesi nedeniyle yapılan masrafların iadesi istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece yalnızca satım bedelinin iadesine ilişkin talep hakkında hüküm kurulmuş olup, davacının noter masrafı için ödediği 9000,00 TL’nin iadesi talebi hakkında olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK’nun 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında açık, şüphe ve tereddüt oluşturmayacak şekilde karar verilmesi öngörülmüştür. Bu itibarla, davacının noter masrafı için ödediği 9000,00 TL’nin iadesi talebinde bulunmuş olmasına rağmen mahkemece bu hususta ayrı bir değrlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.