YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6734
KARAR NO : 2015/497
KARAR TARİHİ : 15.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi
halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
… V.D. mükellefi … ünvanı ile ticari faaliyette bulunan sanığın, ..şubesi nezdinde hesabı bulunan…’a ait(26/08/2005 tarihli dilekçesi ile boş olarak zayiinden dolayı ödemeden men talimatı verilmiş) suça konu 31/11/2005 keşide (07/12/2005 ibraz) tarihli 0818054 seri no’lu 4.650.000.000 (4.650) TL bedelli, hamiline düzenlenmiş … (ilgili banka şubesinin 07/12/2005 tarihli yazısına göre hesap sahibi…’ni keşideci imzasını taşımadığı bildirilen) çek yaprağını üçüncü ciranta sıfatıyla 14/06/2005 tarihinde (çek tevdiat bordrosu dahilinde) …-…e şubesi çalışanı (pazarlama müdürü) Habil Alımlı’ya vermesi (krediye karşılık) eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu … iddia edilen somut olayda;
Sanığın 07/03/2011 tarihli sorgusunda genel olarak; suça konu çek yaprağını nakit ihtiyacını karşılamak için %25 kesintiye razı olarak katılan banka şubesine müşteri çeki olarak verdiğini, ilk iki cirantayı tanımadığını söylemesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak bankanın 07/12/2005 tarihli cevabi yazı içeriği ile yetinilmeyip, çek yaprağının ön ve arka yüzündeki yazı, rakam ve imzaların sanığın veya çek hesabı sahibi…’ın eli ürünü olup olmadığının ve çekin “gerçek” veya sahte üretilmiş
nitelik taşıyıp taşımadığının uzman bilirkişiden alınacak raporla belirlenmesi, “ödemeden men talimatı” vermiş görünen…’ın aynı zamanda …. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 2005/596 E. sayılı dosya ile başvurusunun olduğu gözetilerek bu müracaatın akıbetinin araştırılması, çek hesabı sahibi..’a suça konu çek yaprağının da bulunduğu çek karnesinin hangi tarihte kime teslim edildiğinin … şubesinden öğrenilmesi, çek’in “… tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla” bankaya verilmiş bir çek mi, yoksa % 25 kesinti yapılarak sanığın “nakit ihtiyacının karşılandığı” bir çek mi olduğu hususunda oluşan kuşkunun giderilmesi, gerektiğinde banka çalışanı …’nın tanık sıfatıyla dinlenmesi, birinci ve ikinci cirantaların gerçek kişiler olup olmadığına dair (ikinci cirantanın sanığın müşterisi olup olmadığı) verilerin ortaya konulması toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun ve suç vasfının (dolandırıcılık suçu açısından)tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturmayla yazılı biçimde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/01/2015 tarihinde oybirliğiyle ile karar verildi.