YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7790
KARAR NO : 2015/1708
KARAR TARİHİ : 02.02.2015
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan tarafından, … isimli kişiye … müdürlüğü aracılığıyla havale edilmek üzere 2.800 TL paranın sanığa teslim edildiği ve sanığın, kendisine bu amaçla teslim edilen söz konusu parayı ilgilisine göndermeyip, uhdesinde bulundurarak kişisel ihtiyaçları için harcamak suretiyle üzerine atılı olan suçu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, katılana yönelik bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ayrıntıları CGK’nın 2008/3-173 E., 2008/190 K. 15.07.2008 tarihli kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanunun 42, 43 ve 44. maddelerindeki düzenlemelerin suçların içtimaını ilişkin olduğu, cezaların toplanmasına dair bir düzenlemenin anılan kanunda yer almadığı, 765 sayılı Kanunun 68. maddesi ile 77. maddesine kadar olan cezaların da toplanabileceğine dair düzenlemelere, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanununda yer verilmeyerek önceki sistemde var olan “cezaların içtimaı” uygulamasına son verildiği, cezaların toplanamayacağı veya hangi şartlarda toplanabileceğine ilişkin düzenlemelerin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 99. maddesinde yer aldığı ve anılan düzenlemeye göre de; birden fazla hükümde yer alan cezaların ancak koşullu salıvermenin hesaplanması amacına dönük olarak ve infaz aşamasında toplanabileceğinin açıkça düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; sanığa sonuç olarak tayin edilen 5 ay hapis cezasından çevrilen 3000 TL para cezası ile 80 TL adli para cezasının toplanması suretiyle sanık hakkında 3.080.00 TL adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden cezaların toplanmasına ilişkin ifadelerin çıkartılarak, yerine “5237 sayılı TCK’nın 50/1-a, 52/2-3. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasının günlüğü 20 liradan 3.000 TL seçenek yaptırım adli para cezasına, 4 gün karşılığı adli para cezasınında TCK.nun 52/2. maddesi uyarınca 80 TL adli para cezasına çevrilmesine” bendi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.