YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7729
KARAR NO : 2015/1725
KARAR TARİHİ : 02.02.2015
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılanın işletmiş olduğu rent a car şirketinden suça konu aracı kiralayan sanığın, kira sözleşmesinin sonunda aracı teslim etmeyerek tanık …’in kullanımına sunması şeklindeki eyleminin, TCK’nın 155/1. maddesinde yer alan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi yerinde değilse de, sanığın katılanın zararını gidermemiş olması karşısında, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanılarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
2-5237 sayılı TCK’da, önceki sistemde yer alan “Cezaların içtimaı” hükümlerine yer verilmediği, bu nedenle sanık hakkında ayrı ayrı tayin olan hapis cezalarının 5275 sayılı Kanun’un 99. maddesi gereğince infaz aşamasında toplanabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “6 gün”, “5 gün” terimlerinin çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, para cezası ibarelerinin yazılması ile TCK’nın 50 ve 52. maddesinin uygulanmasına ilişkin 3. ve 4. fıkralarının hükümden çıkarılması ile yerlerine sırasıyla “Sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının, suçun işlenmesindeki özelliklere, sanığın sosyal ve ekonomik durumuna göre TCK’nın 50. ve 52/2. maddeleri gereğince günlüğü takdiren 20 TL’den 3.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine”, “Sanığa verilen 4 gün karşılığı adli para cezasının TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir günlüğü takdiren 20 TL’den paraya çevrilerek 80,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesine” denilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.