YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7636
KARAR NO : 2015/1785
KARAR TARİHİ : 03.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir.Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanığın alacaklısı kendisi olan, katılan …’in borçlu olarak gözüktüğü 15/12/2008 vade, 02/10/2008 tanzim tarihli 11025 TL’lik kambiyo senetlerinden olan bonoyu düzenleyip … İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığı, borçlu gözüken katılan …’in imza itirazı üzerine takibin durduğu, Eminiyet Kriminal Ekspertiz raporuna göre suça konu senedin ön yüzündeki tanzim yazıları ile arka yüzündeki … ismi ve altındaki birinci ciro imzası ile ….Tic.A.Ş ibareli kaşe üzerinde bulunan ikinci ciro imzasının sanık …’ın eli ürünü olduğunun, senedin ön yüzündeki borçlu imzası ve yazıları ile katılanlar Yeliz ve …’in yazı ve imza örnekleri arasında ilgi kurulamadığının bildirildiği, icra takibi durduğundan katılanların sanığa her hangi bir ödemesinin bulunmadığı ve bu nedenle her hangi bir maddi zararlarının söz konusu olmadığı, sanık …’ın sahte olarak düzenlenmiş bonoyu icra takibine koymak suretiyle katılan Yeliz zararına kendi yararına haksız kazanç elde etmek istediği ancak katılanın yaptığı itiraz üzerine sanığa her hangi bir ödemenin yapılmadığı, böylece eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, sanığın suça konu bonoyu tahsil etmek amacıyla … İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığı, böylelikle sanığın kamu kurumu olan icra dairesini kullanmak suretiyle eylemini gerçekleştirmeye çalıştığı anlaşılmakla, bu suretle üzerine atılı dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafi ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2-1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümdeki “600 gün”, “300 gün”, “250 gün” ve “5000,00 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “1 gün” ve “20,00 TL” ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasına “katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.200 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.