Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/3110 E. , 2022/766 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3110
Karar No : 2022/766
DAVACI : …
DAVALI : … Kurulu
DAVANIN KONUSU :… İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin kendisine verdiği “Orta” not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın ve bu kararın dayanağı olan Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. Ayrıca 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 28. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilerek anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Yargı erkinin bağımsızlığının, sadece yasama ve yürütme erkine karşı değil, tüm kurum, kuruluş, organ, merci ve kişiler karşısında bağımsız olmasını ifa ettiği, millet adına karar veren bir makamın, üst yargı mercii tarafından, kararın veriliş şekli yönünden “iyi, pekiyi, orta, zayıf” olarak nitelendirilmesi ve bu nitelendirmenin hakimin yükselmesinde ve terfisinde esas alınması, her türlü baskıdan ari karar vermesi gereken hakimi, baskı altına aldığı ve hakimin bağımsızlığına gölge düşürdüğü, hakimin şahsında doğrudan netice doğuran, terfisinde ve yükselmesinde etkili olacak kanun yolu değerlendirmesinin, tek bir kişinin insiyatifine bırakılması objektiflikten uzak, keyfi şahsi ilişkiler etkisi altında not takdir edilme ihtimalini doğurduğu gibi bu durumu denetleyecek ve bu tip uygulamaların önüne geçecek denetim mekanizmasına 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 28. maddesinde yer verilmemesi ve yapılan nota itirazın, not değerlendirmesinde bulunan başkan başkanlığındaki aynı daire tarafından neticelendirilecek olması da, Anayasa’ca güvence altına alınan, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine, hak arama ve yetkili makama başvurma hakkına aykırı olduğu, kanun yolu değerlendirme formları, müffettiş hal kağıtları ile sicil fişleri kişiler üzerinde hukuki sonuç doğurmaya yönelik, kamu gücü ayrıcalığına dayanan, tek taraflı ve icrai irade açıklaması olduğu, bu nedenlerle davaya konu “orta” nota ilişkin Kanun Yolu Değerlendirme Formunun ve bu forma vaki itirazın reddine dair işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMi …’IN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu edilen İdare Dava Dairesinin istinaf incelemesi yaptığı kararda imzası yer alan davacı hakkında “Orta” not takdir etmesine ilişkin işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın aynı Daire tarafından reddedilmesine dair işlemin, idari yargı sistemi içerisinde yapılan yargılama prosedürüne ilişkin bir yargısal faaliyet niteliğinde olmadığı, zira İstinaf Dairesinin, ilk derece mahkemesinin kararını onaması veya kaldırılmasına karar vermesi yargısal bir faaliyet olduğu halde söz konusu karar nedeniyle kararı veren hakim hakkında takdir etmiş olduğu not yargısal faaliyet değil, davacı hakkında hukuki sonuçlar doğuran idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliği taşıdığı açık olduğundan davanın esasına girilerek karar verilmesi gerektiği, aynı şekilde mezkur yönetmelik hükümlerinin iptal istemine ilişkin olarak ise, Anayasa’nın 159. maddesindeki Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağına ilişkin düzenlemenin bireysel işlemlere yönelik olduğu, anılan hükmün düzenleyici işlemlere yönelik bir kısıtlama getirmediğinin kabulü gerektiği aksi düşüncenin Anayasanın 36. maddesiyle güvence altına alınan hak arama hürriyeti aykırı olacağı düşüncesiyle davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerektiği
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık itirazı yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile anılan Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve tek hakimle verilen kararda İdare Mahkemesi üyesi olarak imzası bulunan davacı hakkında “Orta” not takdir edilmiştir.
Davacı tarafından, hakkında takdir edilen “Orta” nota karşı 10/01/2022 tarihli dilekçe ile itirazda bulunulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin 10/01/2022 tarihli kararı ile davacının talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin kendisine verdiği “Orta” not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın ve bu kararın dayanağı olan 30/09/2016 tarih ve 29843 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “Kanun yolu değerlendirme formu, kararı inceleyen heyetin başkanı tarafından, UYAP üzerinden düzenlenir.(…) ” ibaresinin, “Değerlendirme usul ve esasları” başlıklı 5. maddesinin 9. fıkrasında, yer alan “(Ek:RG-2/12/2021-31677) Kanun yolu değerlendirme formunu düzenleyecek olan merciler; etkin soruşturma yapmama, soruşturma ve yargılamanın sürüncemede bırakılması ve/veya kararların yeterli hukuki gerekçeyi ihtiva etmemesi hususlarındaki tespitlerini, gerekçesiyle birlikte, durumun mahiyet ve ağırlığına göre, ilgili hâkim ve Cumhuriyet savcılarının disiplin sorumlulukları bakımından değerlendirme yapılmak üzere Hâkimler ve Savcılar Kuruluna bildirirler.” düzenlemesinin, “Yeniden inceleme usulü” başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, “Yeniden inceleme talebi, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde incelemeyi yapan daire tarafından oyçokluğuyla, gerekçesi belirtilmek suretiyle ve kesin olarak karara bağlanır.(..)” ibaresinin aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan, “ilgilinin yeniden inceleme talebinin neticesi UYAP üzerinden gecikmeksizin kendisine ve Kurul’a bildirilir.” düzenlemesinin iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Ayrıca davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Kanun yolu değerlendirme formu” başlıklı 28. maddesinde; “Yargıtay ve Danıştay daireleri ile genel kurullarınca yapılan kanun yolu incelemeleri sonunda; a) İstinaf kanun yolu incelemesinde görev alan daire başkanı, üye, Cumhuriyet başsavcısı ve savcılar, b) İlk derece yargı yerlerinde duruşmaya, karara veya hükme katılan, karar veya hükmü veren ya da soruşturma aşamasında görev yapan hâkimler, c) İlk derece yargı yerlerinde soruşturma aşamasında görev alan, iddianameyi tanzim eden, duruşmaya katılan, mütalaa veren veya kanun yoluna başvuran Cumhuriyet savcıları, hakkında kanun yolu değerlendirme formu düzenlenir. Kanun yolu değerlendirme formu; soruşturmanın niteliği, iddianame, karar veya hükmün hukuka uygunluğu ve isabet derecesi, soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın hedef sürede tamamlanması, gereksiz masrafa sebebiyet verilmesi, duruşmalara hazırlıklı çıkılması veya hazırlıksız çıkılarak gecikmelere neden olunması, dosyaların eksiklik nedeniyle geri çevrilmeye neden olmayacak şekilde görevli daire veya birime gönderilmesi, bilirkişi görevlendirilmesinin hukuka uygun yapılması, soruşturma, kovuşturma veya yargılama işlemlerinin usul hükümlerine uygun olarak doğru ve zamanında yapılması, dava konularının anlayış ve yönlendirilmesi ile mütalaa, gerekçeli karar ve tebliğnamelerin yazılış, tahlil ve sonuçlandırılmasında başarı gösterilmesi gibi hususlar dikkate alınarak çok iyi, iyi, orta ve zayıf şeklinde düzenlenir. Yapılan incelemede olumlu veya olumsuz kanaat edinilememesi hâlinde, değerlendirme formu bu durum belirtilerek düzenlenir. Hükmün onanmış veya bozulmuş olması tek başına olumlu veya olumsuz değerlendirme yapılmasını gerektirmez. Ayrıca, incelenen karara uygun muhalefet şerhi bulunması hâlinde olumsuz değerlendirme yapılamaz. Bölge adliye mahkemeleri veya bölge idare mahkemeleri dairelerince yapılan istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda yukarıdaki fıkralarda belirtilen kriterler esas alınarak kanun yolu değerlendirme formu düzenlenir. Aynı dosyaya ilişkin olarak istinaf kanun yolu incelemesi sonucu düzenlenen değerlendirme formu ile temyiz incelemesi sonucu düzenlenen değerlendirme formu arasında çelişki bulunması hâlinde temyiz mercilerince düzenlenen değerlendirme formu esas alınır. Değerlendirme formu, kararı inceleyen heyetin başkanı tarafından düzenlenir. Hakkında değerlendirme formu düzenlenenler, formun Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)’ne kaydedilmesinden itibaren bir ay içinde gerekçelerini belirtmek suretiyle değerlendirme formunun yeniden incelenmesini isteyebilir. Yeniden inceleme talebi, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde incelemeyi yapan daire tarafından oyçokluğuyla karara bağlanır. Yukarıdaki fıkraların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yargıtay ve Danıştayın görüşü alınmak suretiyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Soruşturma, kovuşturma veya yargılamanın tamamlanması için öngörülen hedef süreler Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir.” şeklindeki düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilerek anılan düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
B) İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 159. maddesinde Hakimler ve Savcılar Kurulunun oluşumu ve çalışma usul ve esasları belirlenmiş, aynı maddenin 8., 9. ve 10. bendinde ise; “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir. Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun ve diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir. Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1/a bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları idari dava türleri arasında sayılmış olup, aynı Kanun’un 14. maddesinin 3/d bendinde; dava dilekçesinin dava konusu edilen işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin (1/b) bendinde ise, dava konusu edilen işlemin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinin bulunmaması durumunda davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
C) İNCELEME VE GEREKÇE:
Davacının, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin kendisine verdiği “Orta” not ile bu nota karşı yaptığı itirazın aynı Daire tarafından reddine dair kararın iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden;
Yukarıda yer verilen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-a maddesinde, idari dava türleri arasında yer verilen iptal davalarının, idarenin kamu gücüne dayanarak kamu hukuku alanında tesis ettiği, hukuki sonuç doğuran, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikteki işlemlerine karşı yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olduğu, dava konusu edilen Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesinin istinaf incelemesi yaptığı kararı veren hakimler hakkında “Orta” not takdir etmesine ilişkin işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın aynı Daire tarafından reddedilmesine dair işlem, hakimin şahsına yönelik bir değerlendirme içermeyip, hakimin yargılama görevi olarak verdiği kararın hukuki isabeti yönünde bir değerlendirme olması nedeniyle anılan işlemin idari yargı sistemi içerisinde yapılan yargılama prosedürüne ilişkin bir yargısal faaliyet niteliğinde bulunduğu; bu nedenle, 2577 sayılı Kanun uyarınca iptal davasına konu edilebilecek idari işlemler niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının, yukarıda açık metnine yer verilen Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve aynı maddenin 4. fıkrasının iptaline karar verilmesine yönelik istemi yönünden;
Yukarıda anılan mevzuat hükümlerine göre Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun meslekten çıkarma cezasına ilişkin kararları hariç diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu açıktır. Anayasa’nın 159. maddesindeki Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağına ilişkin düzenlemenin, bireysel işlemlerin yanı sıra Hakim ve Savcılara ilişkin düzenleyici işlemler yönünden de bir kısıtlama getirdiğinin kabulü gerekmektedir.
Öte yandan; dava konusu edilen Yönetmeliğin, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 28. maddesine dayanılarak kanun yolu incelemeleri neticesinde adli yargı hakim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimler hakkında düzenlenecek kanun yolu değerlendirme formlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandığı ve Yönetmelik hükümlerinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından yürütüleceği öngörülmüştür.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile dava konusu edilen Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından hazırlanan ve yine aynı Kurulca yürütülmesi sağlanan Yönetmeliğin, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna ait bir karar sonrasında hukuki sonuç ve etki yaratabilecek nitelik kazandığı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Bu durumda, dava konusu edilen Yönetmeliğin, Anayasanın yukarıda değinilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararlarına karşı yargı yolunu kapatan 159. maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği açık olduğundan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulmuş olan Yönetmelik hükmünün, yargı merciileri önünde idari davaya konu edilebilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması istemine ilişkin harcın istemi halinde, posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
T.C. Anayasası’nın 159. maddesinde; Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun oluşumu ile çalışma usul ve esasları belirlenmiş ve Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” hükmüne, 125. maddesinde ise, “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birisini oluşturmaktadır. Kişinin, kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde hakkını arayabilmesidir.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu edilen Yönetmeliğin, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 28. maddesine dayanılarak kanun yolu incelemeleri neticesinde adli yargı hakim ve Cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimleri hakkında düzenlenecek kanun yolu değerlendirme formlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandığı ve Yönetmelik hükümlerinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından yürütüleceği anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen Anayasa’nın 159. maddesindeki Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamayacağına ilişkin düzenlemenin bireysel işlemlere yönelik olduğu açık olup, anılan hükmün düzenleyici işlemlere yönelik bir kısıtlama getirmediğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu edilen Yönetmeliğin Anayasanın yukarıda değinilen ve Hakimler ve Savcılar Kurulu kararlarına karşı yargı yolunu kapatan 159. maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirilemeyeceği açık olduğundan, Kanun Yolu Değerlendirme Formlarının Düzenlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 4.maddesinin 4. fıkrasının ilk cümlesi, 5. maddesinin 9. fıkrası ile 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesi ve 4. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.