YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18254
KARAR NO : 2015/3206
KARAR TARİHİ : 09.03.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/07/2014 tarih ve 2013/113-2014/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin grup şirketi olduklarını, davacı …’nin 2004 yılından beri davalı bankayla çalıştığını, muhtelif tür ve miktarda kredi kullanıldığını ve geri ödemelerinin yapıldığını, 2012 yılından itibaren kredi ilişkisinin bozulduğunu, davacı …nin diğer davalı şirket üzerinden mal ithal etmeden önce davalı bankadan kredi limitini sorduğunu ve olumlu geri dönüş yapılmasına güvenerek ithalatı gerçekleştirdiklerini ancak malların siparişlerinin verilip ön ödemelerinin yapılmasından ve malların gümrüğe gelmesinden sonra banka tarafından şifahi olarak teyit verilmesine rağmen 120.277,64 TL tutarındaki müşteri çeki teminat verilmek suretiyle 13.07.2012 tarihinde yapılan kredi başvurusunun, davalı bankaca çek karşılığı kredi limiti bulunmadığından bahisle reddedildiğini, bu nedenle davacı …’nin tedarikçilerle olan ilişkisinin zedelendiğini, davalı bankanın kredi limiti müsaitken talebi reddetmesinin haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili şirketin bankadan kullandığı kredileri gününde ödediğini, davalı banka tarafından kredi faizlerinin tek taraflı olarak artırılması, müvekkili şirketin bilgisi dışında kredili mevduat hesabı (hızır hesap) açması ve mevduat (depo) hesabında para varken bu kredili mevduat hesap bakiyesinin kapatılmamasının davalı bankanın dürüstlük kuralına aykırı davrandığını gösterdiğini, davacının taahhütlerini zamanında ifa edemediği için iç ve dış piyasalarda itibar kaybına uğradığını, davacıların davalı bankanın kusurlu hareketleriyle neden olduğu haksız rekabet neticesinde maddi ve manevi zarar gördüğünü ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespiti ile 10.000 TL maddi ve 120.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı …’ne 2010 yılında kullandırılan kredinin tamamına yakınının 2012 yılına kadar kredi vadelerinde para girişi olmaksızın yenilendiğini, ödeme gücünü gösterir seyyaliyet sağlanamadığını, davacı şirketin finansal verilerinin mevcut kredi limitleri ile çalışılmaya devam edilecek seviyede gerçekleşmediğini, davacının finansal tablo ve verilerin incelendiğini ve kredi kullandırılmasına uygun olmadığı kanaatine varıldığını, keyfi faiz oranı uygulanmasının da söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kredilere uygulanan faizlerin akdedilen sözleşmelerin bankaya verdiği yetkiler çerçevesinde tek yanlı olarak davalı bankaca belirlendiği, gerek sözleşmesel ve gerekse de yasal olarak bankaların tek yanlı olarak faiz oranlarını belirleme yetkileri bulunduğu gibi kaynak maliyetleri nazara alındığında %6,5-8,5 aralığındaki faiz oranlarının günümüz koşullarında abartılı sayılabilecek kadar yüksek seviyede olmadığı, kredili mevduat hesabı kredisi karşılığında davacının borçlarının ödenmesi ve bizzat diğer kredi ve mevduat hesaplarına virman yapılmış olması nedeniyle, bu hesaptan kullanılan kredilerin davacının kabulü dahilinde kullandırılmış olduğu, bankaların kredi tahsis ederken kredide emniyet, seyyaliyet ve verimlilik ilkeleri gibi bir çok konuda aksiyon aldığı, kredi tahsis edilecek firmanın başta güvenilir olmasının gerektiği, yine kredinin seyyaliyet bakımından akışkan ve hareketli olması gerektiği, başka bir deyişle, kullandırılan bir kredinin sadece dönem faizlerini ödemenin yeterli olmadığı, kredinin dönem içinde anaparasının da hareketli olması gerektiği, somut olayda kredi ekstreleri incelendiğinde ağırlıklı olarak kullanılan kredilerin devre faizleri ödenip anaparaları temdit edilmek suretiyle vadelerinin uzatıldığının anlaşıldığı, davalı bankanın yukarıda belirtildiği gibi kredilerin devre faizlerinin ödenip anaparalarının sürekli olarak temdit edilmesini kendisi açısından ileride risk teşkil edebileceğini göz önüne alarak davacı şirkete yeni kredi vermemiş olduğu, davacının başka bankadan kredi kullanmış olmasının kredibilitesinin davalı banka yönünden makul karşılanacağı anlamına da gelmediği, her bankanın kendine özgü bir kredi politikası ve risk algılaması bulunduğu, davalı bankanın sözleşmesel olarak kendine tanınan yetki çerçevesinde davacıya daha önce kullandırmış olduğu kredi vadelerini temdit etmeyip, 2012 yılı Temmuz ayından itibaren yeni kredi kullandırmama kararı vermiş olduğu, bu haliyle davalının haksız rekabet hükümlerine aykırı bir hareketi bulunmadığı ancak davacı şirketin teminata verilen çeklerinin tahsili sonucu oluşan kaynağı/mevduatı atıl tutulup, bunun karşılığında eş zamanlı olarak kredi kullandırılmış olması nedeniyle davacının davalının bu işlemi nedeniyle 4.376,73 TL maddi zarara uğradığı, bu zarardan davalının sorumlu olduğu, manevi tazminat isteminin ise şartlarının oluşmadığı, davacı … ile davalı arasında doğrudan bir kredi ilişkisi bulunmadığından bu davacının davalıya yönelik açtığı davanın da reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın maddi tazminat istemi yönünden kısmen kabulü ile, 4.376,73 TL’nın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı …’ne verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı …’nin davalıya yönelik açmış olduğu maddi tazminat isteminin ve davacıların davalıya karşı açmış oldukları manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 09/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.