YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7929
KARAR NO : 2015/10142
KARAR TARİHİ : 09.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, araçla katılanın evinin önüne gelerek katılana, Hollanda’dan geldiklerini, hayır yapmak istediklerini, muhtarlığın nerde olduğunu, tanıdığı ve yardıma muhtaç bir kişi olup olmadığını sordukları, katılanın da ablasının durumunun iyi olmadığını, ona yardım yapabileceklerini söylemesi üzerine sanıkların, elinde değeri olmayan yabancı parayı katılana göstererek katılanda para üstü olup olmadığını sordukları, katılanın 25 TL parası olduğunu söylediği, sanıkların, 25 TL para ve katılanın kolundaki bir bileziği istedikleri, katılanın da paranın daha değerli olduğunu düşünerek bilezik ve parayı sanıklara verdikten sonra sanıkların ortadan kaybolduğu, böylece sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları, teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli vs. denilmek suretiyle anılan maddenin kanundaki yaptırımının asgari hadden uzaklaşılarak tayin olunması gerektiği kabul edildiği halde, sadece hapis cezasının alt hadden uzaklaşılarak verilip, adli para cezasının asgari hadden tayin edilmesi ile tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesindeki isabetsizlikler, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Belirlenen gün para cezası, adli para cezasına çevrilirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nın 52/2 maddesinin yanısıra, uygulama yeri bulunmayan, aynı Kanun’un 50/1-a maddesi yazılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/6. maddesine muhalefet edilmesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek ve hüküm fıkralarındaki “TCK’nın 50/1-a” ibaresinin çıkartılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.