Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7861 E. 2015/10699 K. 09.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7861
KARAR NO : 2015/10699
KARAR TARİHİ : 09.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçi …’ın arkadaşı ve iş ortağı olan katılanı arayıp bir şahsın elinde eski alman markı olduğunu beyanla onunla ilgilenip ilgilenmediğini sorduğu ve sanığın telefonunu verdiği, katılanın bu numarayı arayarak kendisini … ismiyle tanıtan sanıkla görüştüğü, Emniyet Müdürlüğü binasının önünde sanıkla katılanın buluştukları, paraların Almanya’dan emekli vefat eden yaşlı bir karı kocadan kaldığını, bakıcı kadının evleri temizlerken sandığın içinden tesadüfen bu markları bulduğunu, sahip çıkacak akrabaları olmadığından kendilerinin ilgilendiğini söylediği, daha sonra temizlikçi kadının oğlunun çantayı getirdiği ve paraları gösterdiği, sanığın paralar için 30000 Euro istediği, katılanın parasının yetmeyeceğini söyleyerek ayrıldığı, tekrar telefonla görüşmeye başladıkları, katılanın daha sonra şikayetçi …’a telefon açtığı ve m işin ciddiyetini beyanla olayda yanlışlık olmayacağını söylediği, şikayetçi …’ın 30000 Euro’yu alarak Türkiye’ye geldiği, katılanın şikayetçi … ve ağabeyi Hüdai ile birlikte Denizli iline geldikleri ve Emniyet Müdürlüğü’nün önünde bekledikleri, sanığın yanlarına gelerek birlikte olay yerine gittikleri, sanığın birine telefon açarak katılan ve şikayetçiye temizlikçi kadının oğlu gelecek paraları da getiriyor dediği, daha sonra sanığın katılanı yanına alarak bir bahçeye girdikleri, hizmetçinin oğlu olarak tanıtılan şahsın elinde çanta ile beklediği, katılanın paraları sanığa verdiği, sanığında parayı alıp diğer şahsa verdiği ve çantayı katılana teslim ettiği, çantanın kitili olması sebebiyle katılanın açamadığı, o sırada olay yerinden ayrılan faili meçhul şahsın bahçeden çıkmadan sanığa seslendiği, sanığın bir şeyler konuşacakmış gibi davrandığı ve birlikte koşarak kaçtıkları, katılanın takip etmek istediyse de sanığı yakalayamadığı olayda, çantaya açıp baktığında rulo halinde sahte paraların olduğunu gördüğü olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.