Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/2719 E. 2015/10928 K. 22.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2719
KARAR NO : 2015/10928
KARAR TARİHİ : 22.10.2015

MAHKEMESİ : … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/05/2013 gün ve 2006/219-2013/214 sayılı kararı bozan Daire’nin 30/09/2014 gün ve 2013/13541-2014/14920 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili ve davalı şirketler vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirket yöneticileri tarafından yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek faiz verileceği vaadiyle para toplama faaliyetinde bulunulduğunu, müvekkillerinden bunlara dair garanti verilmek suretiyle 100.000 DM tahsil edildiğini, yatırdıkları paranın %20 oranında değer kazandığını ve her istedikleri an geri çekilebileceğinin söylenmesi nedeniyle davalılara güvenen müvekkillerinden daha sonra 40.000 DM daha tahsil edildiğini, müvekkillerine 19/07/2000 tarihinde verilen … hesap ekstresi adlı belge ile şirkette bulunan parasının 150.004 DM olduğunun bildirildiğini, müvekkillerine bir süre sonra üzerinde … hisse senedi ibaresi bulunan hisse senedi özelliklerine ve şartlarına uymayan belgelerin gönderildiğini, müvekkillerinin yatırdıkları parayı talep etmelerine davalı tarafından ödeme yapılmadığını, taraflar arasında geçerli bir hisse senedi satım sözleşmesi kurulmadığını, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, 140.000 DM karşılığı 112.000 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, aynı gerekçelerle müvekkilinden de 42.900 DM tahsil edildiğini, müvekkiline 18/01/1999 tarihinde yatırdığı 20.400 DM karşılığında “…” adlı bir belge verildiğini, aynı şekilde 24/10/2000 tarihinde yatırılan 22.500 DM karşılığında ise üzerinde sadece “Tahsil Fişi” yazılı başka bir belge daha verildiğini, bir süre sonra müvekkili tarafından yatırılan paranın iadesi istenildiği halde davalı tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 42.900 DM karşılığı 39.600 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketler vekili, davacıların müvekkili şirketlerden hisse senedi satın alarak ortak olduklarını, şirket ortağı olan kişinin ödediği sermaye bedelini şirketten isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığını, davalı şirketlerin davacılardan iddia edilen miktar para aldığının sabit olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karar davalı şirketler vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 30/09/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacılar vekili ve davalı şirketler vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nın 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılamada alınan muhasebeci bilirkişi raporlarında davalı … hakkında düzenlenen …’nin 28.04.2003 tarih ve XVIII-7/5- 2 Rapor sayılı denetleme raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, … şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kar ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, hisse devir sözleşmelerinde bazı kişilerin ortaklık pay defterinde gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiştir. Bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisinin de bulunduğu sanıklar hakkında … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/623-2007/404 K. sayılı dosyasında şirket yöneticileri aleyhine açılan davada verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2008/3891-2010/17071 sayılı kararı ile zamanaşımı tahakkuk ettiğinden bahisle bozulduğu ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı, yine … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/619-2006/276 Karar sayılı dosyasında yöneticiler hakkında dolandırıcılık suçundan açılan davadan olayın hukuki mahiyet arz ettiği gerekçesiyle sanıkların beraatlerine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, sanık … hakkında özel evrakta sahtecilik suçu nedeniyle açılan davanın kast yokluğundan beraatle sonuçlandığı, Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 07.02.2012 tarih ve 2011/16796-2012/7058 K. sayılı ilamı ile kararın zamanaşımıdan bozulmasına karar verilip, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz. Prof Dr. Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) Mülga 818 Sayılı BK’nın 28. madddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan
…/…
kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Somut olayda, asıl davada davacılar tarafından 07.07.1999, 19.07.2000 ve birleşen davada 18.01.1999 ve 24.10.2000 tarihlerinde yapılan ödemeler nedeniyle 03.06.2002 tarihinde ortaklar pay defterine kayıt yapılmış, yapılan ödemeler şirketlerin muhasebe kayıtlarına işlenmemiştir. Yine parayı tahsil eden şirket … iken ortaklık kaydı … adına kaydedildiği, … raporu ve ceza dosyalarından davalı şirketlerin izinsiz halka arz faaliyeti yaptığı sabit olmuştur. O halde, davalıların usulüne uygun olmayan belgelerle yüksek kar vaadiyle davacıları aldattıkları, haksız fiil, hile ve aldatma olgusunun gerçekleştiği, davacıların ortaklık ilişkilerinin geçerli olmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla, bozmada belirtilen hususu karşılayan usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanması gerektiğinden davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 30.09.2014 gün ve 2013/13541-2014/14920 sayılı kararının kaldırılarak mahkemece verilen kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442.maddesi gereğince REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 30.09.2014 gün ve 2013/13541-2014/14920 sayılı bozma ilamının kaldırılarak usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme kararının ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacılara iadesine, alınması gereken 57,60 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı şirketlerden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 22/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dairemiz bozma ilamının kaldırılmasını gerektiren karar düzeltme sebepleri bulunmadığından, davacılar vekilinin de karar düzeltme talebinin reddi gerekir.
Bu nedenle sayın çoğunluğun davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne ilişkin kararına katılmıyorum. 22.10.2015