YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3774
KARAR NO : 2015/11256
KARAR TARİHİ : 28.10.2015
MAHKEMESİ : … TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28/04/2014 tarih ve 2013/157-2014/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ve murisi tarafından davalı …’nın müşteri temsilcilerinden dava dışı … aracılığı ile … işlemlerinin yürütüldüğünü, kendilerinin … dışında olmaları nedeniyle başka …lardan EFT ve havale yolu ile kendi hesaplarına ve dava dışı müşteri temsilcisine para yolladıklarını, müşteri temsilcisinin 15.03.1999 ve 12.04.2001 tarihleri arasında müşteriler adına hesap açmamak suretiyle müvekkiline ve bir kısım müşterilere ait paraları zimmetine geçirdiğini, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2005/99 E- 2006/293 K. sayılı ilamı ile bu hususun belirlendiğini, davalının, dava dışı şirket çalışanını denetlemeyerek kusurlu davrandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.000 TL maddi zararın 17.04.2000 tarihinden itibaren işleyecek …lara uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, müvekkilinin davalı sıfatının bulunmadığını, zarar var ise davanın dava dışı müşteri temsilcisi adına açılması gerektiğini, paraların müvekkili …ya yatırılmadığını ve müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından gönderilen havalelerin … adına yapıldığı, …yı ilgilendiren bir hususun bulunmadığı, paranın davacı ile dava dışı … arasındaki güven ilişkisine dayalı olarak gönderilmesi nedeniyle davacının davalıdan talepte bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı … görevlisinin zimmetine geçirdiği paralar nedeniyle adam çalıştıran … aleyhine açılan tazminat davası olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, ceza mahkemesi hükmü ile … çalışanı … hesabına gönderilen paranın aslında …nın parası olduğu ve … çalışanı tarafından zimmetine geçirildiği kabul edilmiş ve karar da kesinleşmiş olduğuna göre artık, davacı tarafından gönderilen havalelerin … çalışanı … adına yapıldığı, …yı ilgilendiren bir hususun bulunmadığı, paranın davacı ile … çalışanı arasındaki güven ilişkisine dayalı olarak gönderilmesi nedeniyle davacının davalıdan talepte bulunamayacağı yönündeki gerekçe doğru değildir. Zira, 818 sayılı BK’nın 53. maddesinde “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmü düzenlenmiştir. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ne var ki, hukuk hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıalar hukuk hakimi için de bağlayıcı olduğundan ve yukarıda da belirtildiği üzere, ceza mahkemesince paranın …nın parası olduğu kabul edildiğinden, paranın davacı yararına ödendiğini ispat yükü davalıda olup, davalı ancak paranın, davacının bizzat kendisine ya da yetkili temsilcisine veya vekiline ödendiğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.
Bu durumda mahkemece, davalı tarafından davacıya böyle ödemenin yapılıp yaplmadığı değerlendirilip, gerektiği takdirde ceza dosyası da getirtilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davalı … görevlisinin zimmete geçirdiği paralar nedeniyle adam çalıştıran sıfatıyla … aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Davanın kabulüne ilişkin ilişkin yerel mahkeme kararı Dairemizce bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilamında “Mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuna rağmen adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamı içinde davalı …nın sorumluluğuna karar verilmiştir. Ancak dosyaya ibraz olunan davacının da mağdur sıfatını haiz olduğu, … Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda davacı …’in, usulsüz olarak sanık …’in zimmetle oluşturulmuş hesabından, başka hesaplardan ya da açıktan adına ve lehine 11 defa EFT yapılmış olup, zimmetten doğan riskler nedeniyle müşteki …ya 3.195.250,00 TL borçlu olduğu vurgulanmış, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da bu tespitten yola çıkılarak, davalı …nın sorumluluğu yoluna gidelemeyeceği yönünde görüş bildirilmiştir. Bu durumda, davacı ile davalı … çalışanı arasındaki ilişki ve zimmete geçirildiği iddia edilen paraların kaynağı konusunda … defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği” belirtilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından gönderilen havalelerin … adına yapıldığı, …yı ilgilendiren bir hususun bulunmadığı, paranın davacı ile dava dışı … arasındaki güven ilişkisine dayalı olarak gönderilmesi nedeniyle, davacının davalıdan talepte bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Dairemiz çoğunluğu, ceza mahkemesince paranın …nın parası olduğu kabul edildiğinden, paranın davacı yararına ödendiğini ispat yükü davalıda olup, davalı ancak paranın, davacının bizzat kendisine ya da yetkili temsilcisine veya vekiline ödendiğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabileceği belirtilmiş ise de, Dairemizin ilk bozma ilamının da değerlendirildiği Bilirkişi … tarafından düzenlenen 17.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda, ceza mahkemesinde belirtilen dava dışı … çalışanı … ‘ün zimmetine geçirdiği paraların, mağdur hesaplarından usulsüz olarak çektiği ve önceki zimmetleri kapatmak için kullandığı paralardan oluştuğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Bu tespite göre, ceza mahkemesi kararı ile kesinleşen maddi vakıaların, dava konusu paraları kapsamadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, uyulan bozma kararı gereğince verilen usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.28.10.2015