YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7117
KARAR NO : 2015/668
KARAR TARİHİ : 19.01.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın suç tarihinde maruz kaldığı bir bıçaklama olayı nedeniyle … hastanesine tedavi amaçlı
götürüldüğünde orada bulunan polis memurları tarafından mağdur olarak beyanı alındığı sırada hakkındaki yakalama kararı nedeniyle kardeşi olan …’in kimlik bilgilerini verdiği, hastaneye de bu isimli yatarak tedavi gördüğünün iddia edildiği olayda;
1-Dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın hastanede ücretli tedavi görmüş olması nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, kendisine yönelik yapılan yaralama eylemi sonucunda hastaneye kaldırılıp, mağdur olarak beyanı alındığı sırada, hakkındaki yakalama kararı nedeniyle polis memuruna kimliği hakkında yalan beyanda bulunması şeklindeki eyleminin, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 206/1. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçuna ilişkin cezanın alt sınırının üç ay hapis veya adli para cezası olduğunun belirtilmiş olması karşısında, aynı kanunun 61/9. maddesi gözetilmeden temel cezanın 60 gün adli para cezası olarak belirlenip, artırım ve indirimlerin bu miktar üzerinden yapılması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.