YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8731
KARAR NO : 2015/21364
KARAR TARİHİ : 25.02.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle,klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın İzmir’de faaliyet gösteren … Firmasının Ankara’daki şubesinin teknik elemanı olduğu, firma adına çek düzenleme yetkisinin olmadığı, katılanın aynı firma ile iş yapmasından dolayı sanık ile tanıştığı ve kendisine ait jipin satışı konusunda pazarlıkla anlaştıkları, karşılığında sanığın, … Firmasına ait 8.500 TL bedelli çeki önceden hazırlanmış ve imzalanmış şekilde katılana verdiği, katılanın aracını sanığa teslim ettiği, bakiye kalan kısmın ödenmesinden sonra aracın devrinin yapılacağı, ancak çekin günü geldiğinde bankaya ibrazında İzmir’de … Firması yetkilisinin rızası dışında elden çıktığına ilişkin 14.11.2007 tarihide firma yetkilisi …’un … Çiğili şubesine müracaatının mevcut olduğundan ödeme yapılmadığı, sanığın borcunu ödemediği gibi katılanın aracını da iade etmediği, bu şekilde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen somut olayda; gerçeğin kuşkuya meydan bırakmayacak şekilde tespiti bakımından;
1)Çekin keşidecisi olarak gözüken şirket yetkilisi tarafından suça konu çeke yönelik menfi tespit davası açıldığı savunması karşısında; açılan menfi tespit davası dosyasının getirtilip incelenmesi, dava sonuçlandığı takdirde kesinleşmiş onaylı bir sureti ile bu davayı ilgilendiren kanıtların dosya içine konulması,
2)Çek’in … Şirketi envaterine kayıtlı olduğunun belirtilmesi karşısında, suça konu çekin şirket envanterinden ne şekilde çıktığı ve bunun ne şekilde tedavüle sürüldüğü hususlarında şirket yasal temsilcisilerinin ayrıntılı beyanlarının denetime olanak verecek şekilde açıklattırılması,
3) Sanığın ve şirket temsilcilerinin imza ve yazı örnekleriyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek çekteki yazının kimin eli ürünü olup olmadığının tespiti,
4)Sahtecilik suçunun unsurlarından olan iğfal kabiliyeti (aldatma yeteneği) belgeden objektif olarak anlaşılmalı yapılan sahtecilik çok sayıda kişiyi aldatacak nitelikte olmalıdır. Belgede sahtecilik suçlarının öncelikle bilirkişisi hakim olup, aldatma yeteneğinin belirlenmesi de maddi unsura göre hakimin yetkisinde bulunduğundan;suça konu ve sahte olarak düzenlendiği iddia olunan belgenin mahkemece gözlemlenip aldatma yeteneğini taşıyıp taşımadığı tutanaklara yansıtılması, suça konu araca ait trafik ve tescil kayıtlarının celp edilmesi, katılan haricinde başka bir şahsa ait olması halinde tanık sıfatıyla beyanına başvurulması suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi yerine yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi,
Kabule göre de;
TCK’nın 158/1-f, son maddesi gereğince sanığın elde ettiği haksız menfaatin iki katı hesaplanırken hükmolunacak adli para cezasının 850 gün yerine 400 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine, 25.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.