YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5564
KARAR NO : 2015/3271
KARAR TARİHİ : 10.03.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2012/15-2013/876 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/03/2015 günü hazır bulunan davacı asil … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, banka ile 30.06.2011 tarihinde genel türev işlemler çerçeve sözleşmesi ve sonrasında bariyerli opsiyonlu sözleşmeler imzalandığını, USD kurunun fiyat farkı üzerine dayalı vadeli işlem yapıldığını, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda kendisini yeterince bilgilendirmediğini, vade tarihine kadar herhangi bir günde işlemi sonlandırabileceğinin belirtildiğini, 27.10.2011 tarihinde USD kuru 1.752 TL’ye tekabül edince işlemi sonlandırmak istediğini, bankanın 64.500 USD para talep ettiğini, oysa sözleşmede netleştirmenin TL üzerinden yapılacağının düzenlendiğini, bankanın işlemi sonlandırmaması üzereni vade sonu olan 30.12.2011 tarihinde USD kurunun 1.889,37 TL’ye çıktığını, mevduat hesabından 216.510 TL tahsil edildiğini, oysa 27.10.2011 tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılsa idi 67.725 TL ödeyeceğini ileri sürerek, şimdilik 5.000 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözlemede opsiyonun Avrupa tipi olacağının düzenlendiğini, bu tip sözleşmede vadeden önce opsiyon hakkının kullanılamayacağını, erken sonlandırma talebini kabul etme konusunda takdir hakları bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının bankaya 30.12.2011 tarihinde 1,6750 TL kur üzerinden 500.000 USD, yine 1,7000 TL kur üzerinden 500.000 USD satmayı, bankanın ise opsiyon hakkına sahip olabilmek için 11.000 USD prim ödemeyi taahhüt ettiği, davacının 27.10.2011 tarihinde USD kuru 1.752 TL iken opsiyon hakkını kullanmak istediği, bankanın işlemin sonlandırılması için USD üzerinden kur farkı talep ettiği, vade sonunda ise 216.500 TL’yi davacını hesabından aldığı, telefon görüşmelerinde işlem tipinin Amerikan opsiyon olarak belirtildiği, vadeye kadar herhangi bir tarihte davacının opsiyon hakkını kullanabileceği, dekont sözleşmesinde netleşmenin TL üzerinden yapılacağının ifade edildiği, davacının bankadan 135.121,85 TL talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 5.000 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, banka ile bariyerli opsiyonlu sözleşme imzaladıklarını, USD kurunun fiyat farkı esasına dayalı vadeli işlem yapıldığını, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda kendilerini yeterince uyarmadığını, vade tarihine kadar herhangi bir günde işlemi sonlandırabileceklerinin belirtildiğini, 27.10.2011 tarihinde işlemi sonlandırmak isteği halde kabul edilmediğini, bu tarih itibariyle bankaya 67.725 TL ödeyeceği halde, vade sonu olan 30.12.2011 tarihinde hesabından 216.510 TL kesildiğini ileri sürerek, şimdilik 5.000 TL’nin tahsili istemiş, mahkemece telefon görüşmelerinde işlem tipinin Amerikan opsiyon olarak belirtildiğini, davacının vadeye kadar herhangi bir tarihte opsiyon hakkını kullanabileceği, bankanın 27.10.2011 tarihi itibariyle işlemi sonlandırması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davalı taraf cevap ve bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinde, bariyerli opsiyon dekont sözleşmesinde işlem tipinin Avrupa tipi olduğunun belirtildiğini, bu işlem tipinde vadeden önce opsiyon hakkının kullanılamayacağını, genel türev çerçeve sözleşmesinin tanımlar kısmında opsiyon hakkının alıcıya tanındığını, vade tarihi olan 30.12.2011 tarihinden önce işlemi sonlandırma yükümlülüğü bulunmadığını, bilirkişilerin uyuşmazlık konusu olay hakkında bilgilerinin olmadığını, yatırım ve hazine işlemleri konusunda uzman kişilerden rapor alınması gerektiğini belirttiği halde, mahkemece yetersiz, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşılamaktan uzak bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece yatırım ve sermaye işlemleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, tarafların iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına karşı ciddi itirazları değerlendirilerek, vadeli opsiyon işlem tipine göre tarafların hak ve yükümlülükleri tespit edilerek, opsiyon hakkını hangi tarafın kullanma hakkının bulunduğu belirlenerek, taraflar arasındaki genel türev çerçeve sözleşmesinin tanımlar kısmı ile maddeleri ve bariyerli opsiyon dekont sözlemesinin hükümleri bir arada incelenerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.