YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8885
KARAR NO : 2015/21514
KARAR TARİHİ : 25.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in olay günü pazar yerinde yürüdüğü sırada mağdur …’ın yanına giderek “senin oğluna borcum var, bana uğrasın, ödeyeceğim” dediği, mağdurun da “hangisi … mi?” diye sorması üzerine, sanığın evet ona 150 TL borcum var, istersen sana vereyim diyerek cebinden 200 TL banknot çıkardığı ve mağdurdan para üstü istediği, mağdurun parası olmadığını söylemesi üzerine hiçbirşey alamadan oradan ayrıldığı müştekinin oğlundan sanığın söyledikledirinin doğru olmadığını öğrenmesi üzerine pazardan çıkmadan sanığı yakaladıkları böylece sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28/02/2012 tarih ve 2011/1-692 Esas, 2012/60 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 5237 sayılı TCK’nın “suça teşebbüs” başlıklı 35. maddesinde; “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur” hükmü yer almaktadır. Buna göre suça kalkışma, işlenmesi kastolunan bir suçun icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra, elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanamamasıdır. Maddenin açık hükmüne göre, icra hareketlerinin yarıda kalması ya da sonucun meydana gelmemesi failin iradesi dışındaki engel nedenlerden ileri gelmelidir. Bu hukuksal olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanığın icra hareketlerine başlayarak müştekiye yönelik hileli hareketler sergilemeye başladığı, müştekinin durumu fark ederek sanığa para vermeden ordan ayrılması karşısında icra hareketlerinin engel bir neden oluşması nedeniyle yarıda kaldığı dikkate alınarak, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 157/1. ve 35. maddeleri kapsamında dolandırıcılığa teşebbüs suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.02.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.