Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7023 E. 2015/678 K. 19.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7023
KARAR NO : 2015/678
KARAR TARİHİ : 19.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, … ile birlikte … isimli işyeri açtıkları, …’ın sanığa 28/10/2005 tarihinde çek keşide etmesi hususunda vekaletname verdiği, 09/11/2005 tarihinde azlettiği, sanığın …’a ait boş çek koçanını alarak mağdur …’dan çanta satın aldığı ve karşılığında suça konu 15/08/2006 keşide tarihli çeki verdiği, arkasına sanığın kendisine ait olduğunu beyan ettiği … Mobilya isimli işyeri kaşesini atarak imzaladığı, çekin süresinde bankaya ibrazında karşılıksız işlemi yapıldığı, hesap sahibi …’ın çekteki imzayı kabul etmediği, bu suretle sanığın menfaat temin ettiği iddia edilen olayda;
Sanığın azledildiğine ilişkin 09/11/2005 tarihli azilnamenin kendisine tebliğ edilmediğini savunması, 18/03/2010 tarihli bilirkişi raporunda keşideci imzasının tespitinde hesap sahibi …’ın yazı ve imza örnekleri alınmaksızın yalnızca 04/12/2006 tarihli ifade tutanağındaki imzası karşılaştırmaya esas alınarak imceleme yapıldığı, 28/11/2006 tarihli bankanın cevabi yazısında çeke yönelik ödemeden men talimatına yönelik bir başvurunun bulunmadığının belirtilmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için azilnamenin sanığa ne zaman tebliğ edildiğinin tespit edilmesi, …’ın imza incelemesine kolluktaki ifade tutanağındaki imzanın esas alındığı nazara alınarak suça konu çekteki imzanın hesap sahibi …’ın eli ürünü olup olmadığının tespiti için yeterli miktarda yazı ve değişik amaçlarla atılmış imza örnekleri alınarak, imzasının bulunabileceği ilgili kurumlardan …’ın imzasını içerir evrak asılları getirtilerek bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılması ve çekin çalındığına yönelik ..’ın bir başvurusunun bulunup bulunmadığının araştırılması ve çekin arkasındaki .. olarak yer alan .. Mobilya isimli işyerinin bulunup bulunmadığı,
sanığa ait olup olmadığı ve keşide tarihinde faal olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/01/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.