YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3556
KARAR NO : 2015/3275
KARAR TARİHİ : 10.03.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2013 tarih ve 2013/98-2013/977 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.02.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin avukatlık hizmeti yaptığını, 28.01.2011 tarihinde mesleki sorumluluk poliçesi yaptırdığını, bu kapsamda … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/24 Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine tazminata hükmedildiğini, icra takibinde 58.700 TL ödendiğini, tazminatın poliçe kapsamında olduğunu ileri sürerek, anılan miktarın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının belirttiği tazminat olayının izaleyi şuyu satış parasının davacı avukat tarafından müvekkili adına çekilip ödenmemesinden kaynaklandığını, bu ödemenin 28.09.2009 tarihinde gerçekleştiğini, olayın mesleki hizmete ilişkin olmadığını, kasten asile ödemenin yapılmadığını, poliçenin tazminat davasından haberdar olunduktan sonra yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, poliçe genel şartlarında, poliçe başlangıç tarihinden önce veya poliçede belirtilen sigorta süresi içerisinde rizikonun gerçekleştiğinin mahkeme tarafından karar altına alınması halinde tazminatın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, …Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/24 Esas sayılı dosyasının 12.03.2012 tarihinde kesinleştiği, rizikonun poliçenin geçerli bulunduğu süre içerisinde gerçekleştiği, ödemenin poliçe teminatı kapsamında bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 58.700 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.007,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.03.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Davacının, 28.01.2011-28.01.2012 tarihleri arasını kapsayan dönem için mesleki sorumluluk sigortası yaptırdığı, avukat olarak 28.09.2008 tarihinde tahsil ettiği satış bedelinin usulsüz ödemesi nedeniyle aleyhine müvekkili tarafından 01.02.2010 tarihinde dava açıldığı, davacıya bu davaya ilişkin tebligatın 23.10.2010 tarihinde yapıldığı, bu dava sonucu verilen kararın 20.04.2012 tarihinde kesinleştiği, davacının icra takibi üzerine 58.700,00 TL ödemede bulunduğu ve bu dava ile ödediği miktarı mesleki sorumluluk sigortası kapsamında davalı sigortacıdan istediği anlaşılmaktadır.
Öncelikle sigorta sözleşmesi ve eki genel şartlar göz önüne alındığında, sözleşme yapılmadan önceki faaliyet nedeniyle oluşan rizikolara dayalı olarak sözleşme süresi içinde yapılan başvuruların teminat kapsamına alındığı anlaşılmaktadır (Genel şartlar A.1 a,b maddesi). eTTK’nın 1279. maddesinde gerçekleşmiş bir olayın sonuçlarına karşı sigorta sözleşmesi yapılmasının geçersiz olduğunu hükme bağlamıştır. Ayrıca eTTK m. 1279’a aykırı sözleşmelerin batıl olduğu yine eTTK m 1264/1’de belirtilmiştir. Bu durum karşısında, mesleki sorumluluk sigortası genel şartlarının yukarıda bahsedilen teminat kapsamına ilişkin maddesi ile eTTK’nın 1279, 1264/1 maddeleri birlikte göz önüne alındığında, davacının müvekkilinin başvurusunun gerçekleşmesinden sonra sigorta sözleşmesinin yaptırıldığı bu nedenle de rizikonun teminat kapsamında olmadığı görüşünde olduğum için çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
KARŞI OY
Dava mesleki sorumluluk sigortası kapsamında riziko tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Davacı avukatın yaptırmış olduğu sorumluluk sigorta poliçesinin süresi 28.01.2011 – 28.01.2012 tarihlerini kapsamaktadır. Somut olayda davacı avukatın, vekil sıfatıyla hareket ederken dava dışı müvekkili . … adına, 28.09.2008 tarihinde tahsil ettiği meblağı, müvekkilinin bir talimatı olmaksızın, müvekkili yerine, üçüncü kişi …. ödemesi ve müvekkilinin kendisine ödeme yapılması talebinin sonuçsuz kalması nedeniyle, müvekkili … kendisi aleyhine 01.02.2010 tarihinde ….Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığı, 03.11.2011 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği ve kararın da 20.04.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı, dosyaya konu borcu, 18.04.2012 tarihinde icra dosyasına ödemiş ise de, sigortaya konu rizikonun bu tarihte değil, davacı tarafından 28.09.2008 tarihinde yanlış kişiye ödenmesi veya en geç davacıya karşı 01.02.2010 tarihinde dava açılmasıyla gerçekleşmiş sayılmalıdır.
Her ne kadar mesleki sorumluluk sigorta poliçesi, geriye dönük son bir yıl içindeki mesleki faaliyetleri de kapsıyor olsa bile, söz konusu sigorta teminatı, henüz rizikosu gerçekleşmemiş mesleki faaliyetleri kapsar. 6762 sayılı TTK’nın 1279 ve 1264 maddeleri uyarınca poliçe tanziminden önce gerçekleşen rizikoların sigorta teminatı altına alınması mümkün değildir.
Öte yandan eTTK’nın 1290 ve Mesleki Sorumluluk Sigortaları Genel Şartları C.2. maddesi uyarınca, davacının sigorta poliçesi tanzimi öncesi doğru beyan yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle de davaya konu olayın sigorta teminatı kapsamında kalması mümkün değildir. Anılan gerekçelerle, Dairemiz çoğunluğunun, meydana gelen rizikonun sigorta poliçesi kapsamında kalan bir olaya dayandığı yönündeki görüşüne katılmıyorum.