YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18669
KARAR NO : 2015/3354
KARAR TARİHİ : 11.03.2015
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/01/2014 tarih ve 2011/923-2014/45 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı olan emtianın davalının sorumluluğunda taşınması sırasında hasara uğradığını, müvekkili tarafından sigortalıya hasar bedelinin ödendiğini ve müvekkilinin sigortalının haklarına halef olduğunu, hasar bedelinin tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumet itirazında bulunmuş, müvekkilinin … acentesi olduğundan sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ihbarın süresi içerisinde yapılmadığını, sorumluluğun da sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taşımadan kaynaklı hasarlarda Varşova Konvansiyonu, CMR hükümleri ve Uluslararası Konvansiyon hükümlerinin uygulanması gerektiği, taşımanın Türkiye- Kanada arasında olup, bir kısmının hava yük senedi ile yapıldığı, kombine taşıma olduğu, taşıma öncesi ve sonrası aşamada karayolu taşımacılığı da yapıldığı ancak, bunun bir bütün olarak değerlendirilerek Uluslararası Taşıma Sözleşmesi şeklinde Uluslararası Konvansiyonun uygulanması gerektiği, davalının davacının sigortalısına karşı taşıma sürecini üstlendiği ve akdi taşıyıcı olduğu, AWB yükleyen gözükmesi ve senedi düzenlemesinin onun taşıma organizatörü olduğunu gösterdiği, taşıma sonrası malın alıcısına teslimi yapılırken hasar tespiti yapıldığından yeniden bir bildirime gerek kalmadığı, kara taşıması sonunda iki koli kot 16 adet ve 8 adet mankenin hasarlı olduğunun tespit edildiği, ayrıca zararın hava taşıması sırasında meydana geldiğine ilişkin bir iddianın da olmadığı, düzenlenen ekspertiz raporunda zararın oluşumuna özensiz taşıma ve elleçleme hatalarının sebep olduğunun belirtildiği, zararın hangi aşamada vuku bulduğunun sabit olmadığı, son taşıma aşamasında zararın oluştuğunun kombine taşımada kabul edilmesi gerektiği zira, son taşıyıcı VTL firmasının teslimi sırasında zararın tespit edildiği ve kara yolu aşamasında meydana geldiği, CMR 23/3 gereği hesaplama yapılması gerektiği, faturalarda 22 mankenin birim fiyatının 305 USD ve 112 adet kot pantolonun birim fiyatının ise 10 USD olduğu, 16 adet kot pantalonda
ıslaklık meydana geldiği, toplam gerçek pantolon zararının 318,64 TL olduğu, davacının sigortalısının uğradığı toplam zarar 2.600 USD olmasına rağmen zararın tespit edildiği kara yolu taşıması sonrası davalının CMR 23/3 gereği brüt kg başına ödenmesi gereken üst tazminat sınırının 8,33 SDR ile sınırlı olduğu gözetilerek 1.199,52 SDR ve 160 USD karşılığı sorumlu tutulabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve davalının Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2480 E. sayılı icra dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptali ile SDR’nin hüküm tarihindeki değeri göz önüne alınarak (1 SDR=3.4254 TL) 4.108,83 TL SDR uygulaması ve 318,64 TL pantolonların gerçek değeri olmak üzere toplam 4.427,47 TL üzerinden takibin devamına ve icra takip tarihi olan 19.02.2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, icra takibi TL üzerinden yapıldığından CMR’nin. 27. maddesi uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.