YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15202
KARAR NO : 2015/3287
KARAR TARİHİ : 11.03.2015
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/06/2014 tarih ve 2012/98-2014/460 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca Almanya-İzmir arasında yapılan nakliye işinin bedeli olan 10.025,48 TL için 12.12.2006 tarihli navlun faturasının kesilerek davalı şirkete ulaştırıldığını, davalı şirketin söz konusu fatura bedelini kısmen ödediğini kalan 5.874,92 TL için takip yapıldığını, davalının borcu olmadığından bahisle takibe itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; ibraz edilen taşıma sözleşmesi suretinde davacının imzasının bulunmaması nedeniyle taraflar arasında akdedilmiş hukuki bir sözleşmenin varlığından bahsedilemeyeceği, bu suretle sözleşmeye dayanak yapılarak gecikme, zarar ve başka isimler altında cezai şart tahakkuk ettirilemeyeceği, takip ve dava konusu faturanın davalı ticari defter kayıtlarında yer aldığı, faturaya herhangi bir itirazın vaki olmadığı, davacı tarafa ilişkin ticari defter kayıtlarının yasaya ve usule uygun tutulduğu, takip ve dava konusu faturanın davacı ticari defter kayıtlarında yer aldığı, 5.874,92 TL alacak bakiyesinin 2010 yılına kadar devredilerek sürdüğünün tespit edildiği, bu nedenle davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle 5.874,92 TL asıl alacağının bulunduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının icra dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin 5.874,92 TL asıl alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren yıllık % 29 ve değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, dava konusu alacak fatura alacağı olup davalı tarafından bilinebilir nitelikte olduğundan asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına, ibraz edilen taşıma sözleşmesinde davacının imzasının bulunmamasına, bu sebeple işbu taşıma sözleşmesine dayanılamayacak olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava dilekçesinde, Almanya-İzmir arasında yapılan nakliye için davacı tarafından düzenlenen navlun faturasına dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiş; davalı vekilince, taşımanın davacının kusuru nedeniyle gecikilerek yerine getirildiği, bu suretle, davacının taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca kararlaştırılan cezai şarttan, davalının ödemek zorunda kaldığı antrepo ücretinden, İzmir-Çiğli arası yaptırılan taşıma ücretinden sorumlu olduğu savunulmuştur. Mahkemece, sözleşmede davacının imzası bulunmadığından davacının sözleşmede belirlenen cezai şarttan sorumlu tutulamayacağı, keza İzmir-Çiğli arası taşıma ücretinden de sorumlu olmayacağı isabetli olarak değerlendirilmişse de gecikmeden kaynaklanan zararlar konusunda CMR hükümlerine göre davacının sorumlu olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, davalının karşı dava olarak ileri sürdüğü işbu iddiaları hakkında Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/445 Esas 2008/639 Karar sayılı dosyasında dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve istem halinde dosyanın yetkili Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği nazara alınarak, söz konusu davanın akıbeti de araştırılmak suretiyle, CMR hükümleri uyarınca yapılan değerlendirme sonucuna göre gecikmeden kaynaklanan zararların davacı alacağından mahsubunun gerekip gerekmediği belirlenmelidir. Mahkemece, bu husus üzerinde durulmadan, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.