YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11450
KARAR NO : 2016/3611
KARAR TARİHİ : 29.02.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı 3. kişi vekili; müvekkili şirketin şubesinin bulunduğu adreste 13/06/2013 tarihinde kadın ve erkek ayakkabısı olmak üzere, muhtelif renk, model ve numaradaki ayakkabıların haczedildiğini, haczedilen malların müvekkil şirket yetkilisine yediemin sıfatıyla bırakıldığını, borçlu şirketin müvekkili şirket ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin, haciz yapılan işyerini 01/06/2013 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığını, mahcuzların müvekkili şirkete ait olduğunu belirterek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; haciz yapılan adresin borçlu şirketin halen kartvizitinde ve internet sitesinde yayınlanan adresi olduğunu, mahcuzların borçluya ait olduğunu, dosyaya sunulan kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin, takibin kesinleşmesinden sonraki bir tarih olduğunu, borçlunun haciz yapılan adres dışındaki tüm adreslerinden ayrıldığını davacı 3. kişi şirket çalışanlarının, borçlu şirket çalışanları ile aynı olduğunu, borçlu şirketin tüm çalışanlarının davacı şirkete geçtiğini, borçlunun, alacaklıdan mal kaçırmak ve alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla hareket ettiğini belirterek, haksız açılan davanın reddini, %20 tazminatın davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, İİK. 97/a. maddesine göre, bir taşınır malı elinde bulunduran kimsenin onun maliki sayıldığı, borçlu ile 3. şahsın taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi, malın borçlu elinde kabul edileceği, haczin borçlunun huzurunda yapıldığı haciz sırasında 3. kişinin hazır bulunmasının mülkiyet karinesini değiştirmeyeceği, 3. kişinin mülkiyet karinesinin aksini ispat etmek zorunda olduğu, davacı 3. kişi 01/06/2013 başlangıç tarihli kira sözleşmesini ibraz etmiş ise de; haciz yapılan adresin borçlu şirkete ait olduğu ticaret sicil kayıtlarına göre, haciz yapılan adresin, davacı tarafından sunulan vergi levhası ile de bir ilgisinin bulunmadığı,ispat yükü altında olan davacı 3. kişinin dayandığı vergi levhasının ve adi nitelikteki kira sözleşmesinin karinenin aksini ispatlamaya elverişli
.//..
belgelerden olmadığı, tanık beyanlarında da belirtildiği üzere borçlu şirket sahibinin işyeri tabelasını silerek, … Moda A.Ş. ünvanının yazılı olduğu firmada, bizzat bulunduğu, 2-3 personelin de yine bu … Moda Mağazacılık A.Ş.’de çalıştıklarının bizzat görüldüğü, bu durumda muvazaalı şirket devrinin olduğunun kabul edilmesi gerektiği, 3. şahıs ile borçlunun aynı iş alanında faaliyet gösterdikleri de dikkate alındığında, alacaklıdan mal kaçırmak ve alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla hareket ettikleri, aralarındaki bu ilişkinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gerekçesiyle davanın reddi ile icra takibinin devamına, davalı vekilinin şartları oluşmayan tazminat talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm esası bakımından davacı 3.kişi vekili tarafından, tazminata ilişkin olarak ise davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı olarak 3. kişinin açtığı istihkak talebine ilişkindir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK’nun 97/13. maddesine göre; istihak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davacıdan tazminat alınmasına hükmolunacağı kurala bağlanmıştır. Somut olayda da takibin tensiben durdurulmasına karar verilip; karar infaz edildiğine göre, İİK’nun 97/13 maddesi gereğince, bu dava nedeniyle davacı 3. kişinin tutumu sonucu, alacağın tahsili geciktiğinden, davanın reddi nedeniyle alacaklı yararına alacak miktarı ve mahcuz malların miktarından hangisi az ise onun üzerinden %20 tazminata hükmedilmesi gerekirken bu yönün gözardı edilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 225,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve 25,20 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.